28 Eylül 2007 Cuma

Aha da one way ticket :)

Wed 3-Oct-07

Istanbul (IST)
Depart 13:15
Terminal I

to

London (LHR)
Arrive 15:15
Terminal 3

1,563 mi
(2,515 km)
Duration: 4hr 0min

TK Turkish Airlines
Flight: 1991


3Economy/Coach Class, Meal, AIRBUS INDUSTRIE A330-200


Total distance: 1,563 mi (2,515 km)

Total duration: 4hr 0min

Yola giderken dinlenecek sarkilar


Buyuk gun yaklasirken muzik listesi ilk planda dusunulmeye baslandi. Bu konuda siz sevgili blog okuyucularimin yardimina ihtiyacim olacak. Pasaport kontrolunden gecip ucaga bindigim andan itibaren kulagima kulakliklarimi takip Londra Heathrow havaalanina inene kadar muzik dinleyecegim. Bu 4 saatlik sureye bugune kadar hep terkedis sarkisi olmasiyla bildigim ve bir turlu gercek anlamiyla dinleyemedigim Teoman - Yagmur ile baslamayi planliyorum ("baska vucutlar sevmek" kismini gozardi edip!).

Bu dakikadan sonra hangi sarkilari dinlememin bunyeme iyi gelecegini tavsiye edecekseniz lutfen bu post'a yorum yazar misiniz? Mumkun oldugunca cok alternatife ihtiyacim var da..

Not: Sarkilarin "bohuhuhu gidiyorum gozum yasli" modunda olmamasi onemle rica olunur. Cok mutlu gidiyorum ben zira! :)

One way ticket to the bluessssssssssss

Dun aldigimiz habere gore vizemiz cikmis bulunuyor. Pazartesi Altunizadeye gidip pasaport ve vize alinacak buyuk mutlulukla. Fonda "she's got it, yeah baby she's got it, i'm your venus, i'm your venus, your desire" diye sarkilar calacak, benim gozlerim dolacak.

Hepimize hayirli ugurlu olsun :)

Alinacaklar listesi hazirlanmaya baslandi, yavas yavas yolda dinlenecek sarkilar toparlanacak, vakumlu torbalar devreye girecek, bavul kapatilacak ve ben carsamba sabahi havaalaninda anneye, babaya, kardese ve sevgiliye kocaman sarilip gozlerim (mutluluk ve hasretten) dolu dolu ucup gidecegim, bir kus olup baska ulkenin yagmurlarina konacagim. Fonda "one way ticket, one way ticket to the bluessssssssss" calacak, benim gozlerim dolacak.

Her sey cok guzel olacak. Ben geliyorum Londra!!!!!

26 Eylül 2007 Çarşamba

Gitmeye 5 kala..

5 kala derken saka yapmiyorum, farkindasiniz degil mi?? 5 gun sonra bu saatte son kontrolleri yapiyor olacagim, butun vedalasmalarim bitmis olacak, kalbimde buyuk bir heyecanla uyumaya calisacagim (muhtemelen basaramayacagim), evimde uzun bir sure aradan onceki son gecemi gecirecegim..

Bol bol fotograf cekiyorum su siralar, insanlardan bilgi topluyorum Londra ile ilgili, yanima neler alacagimi dusunuyorum, el bagaji falan aliyorum, vizemi bekliyorum.. Pazartesi ne olur bir aksilik cikmamis olsun ve ben kanatlanip ucayim.

Her sey cok guzel olsun.. Kucuk kiz cocugu gidiyor..

24 Eylül 2007 Pazartesi

Obaaaaaaaaaa! :)


Ve iste.. Burasi orasi! Burasi gulumseyerek aynaya bakip "az zamanda cok is basardin be kadin" dedigim yer. Burasi kendimle gurur duydugum yer. Burasi gozgoze geldigimiz yerrrrrrrrrr :s

Cok mutluyum da, bagisla beni blog. Ilgilenemedim bile seninle ama vize kosturmasi, pasaport, sevgili, aile falan.. E zaten sen butun bunlardan sonra geliyosun blog, napicaktim oturup seninle mi ilgilencektim???

Neyse, ben gidiyorum :) Onumuzdeki haftadan itibaren yeni gorevin Londra gunlugu gorevi gormek. Ayri bir label acilacak tabi sana. Yeni super sahane fotograf makinem ile sekilli sekilli fotograflar cekicem Covent Garden'da, Hyde Park'da.. Hyde Park kursusunde sevgiliye ilan-i ask edicem oralardan, hediyeler alicam, ozleyecem falan.. Manchester'a gitcem, "eheheh naber hatun?" falan dicem bole simarik simarik. Kendi dairem bile var lan! Ay ay :)

Son bi kez dua et blogcum, bu kez gercekten gidiyorum.. Sabah bana iyi sanslar. Optum kendimi :)

22 Eylül 2007 Cumartesi

London bridge is falling down




Sonunda gidiyorum!

Her sey nasil istiyorsam oyle olsun lutfen..

17 Eylül 2007 Pazartesi

Kaç ay geçti aradan...

Bu kez aile tarafından sevgiliyle beraber yazlığa davet edildik. O kaldırımlarda beraber yürümek de varmış, 1 sene önce hasretine kahrolduğum yerlerde bu kez elele tutuşmak varmış..

6. ayımız kutlu olsun sevgilim, devirdiğimiz yarım sene devireceğimiz bir ömrün habercisi olsun.. Beraber nice güzel; sağlık, mutluluk, huzur, aşk dolu dönümlere..

Seni seviyorum!

13 Eylül 2007 Perşembe

Biz buyuduk ve kirlendi dunya

Dusunuyordum da.. Her seyin dijitale dondugu bir cagda yasiyoruz. Gelecekteki olasi degisimlere gore belki ufacik bir kismini goruyoruz henuz ama donup bir baksaniza.. Sevdalar bile teknoloji bazli degil mi artik?..

Gecenlerde Baris Manco - Anliyorsun degil mi? caliyordu radyomda. "Bir resmin kalmis bende, tam ortadan yirtilmis, hani siyah kazakli.." kisminda durup dusundum. Eskiden ayrildigimizda mektuplari yakar, fotograflari yirtardik. Boyle tadi cikardi ayriliklarin aslinda. O zaman anlardik ayrildigimizi. Telefon rehberinden gozukmeyene kadar karalardik sevgilinin telefon numarasini, soyledigi guzel seyleri ajandalara not alir - ayrilinca onlari okurduk. Ayrildiktan sonra sadece arkadaslardan alirdik haberini, sahit olmazdik yeni sevgilisiyle neler yasadigina yolda gormedigimiz ya da birinden duymadigimiz surece..

Simdi ayriliklar sevdaya degil teknolojiye dahil olur oldu. Msn listesinden silmek, fotograflari geri donusum kutusuna gondermek, bloglardan - sozluklerden yazdiklarini takip etmek, msn'de kisisel iletisinden anlamlar cikarmaya calismak, mail sifresini ele gecirip takip etmek, msn loglarini - eski mailleri okumak..

Evlenme teklifleri bile mms yoluyla yapilir oldu artik (!), msn'de hasret giderir oldu sevgililer kucaklasmak yerine, hepimiz internette tanismiyor muyuz sevgililerimizle hala "en azindan birbirimizi tanidiktan sonra gorustuk demek ki once fikirlerimize deger verdik" bahanesiyle..

Eskiden gunluk tutardim ben. Simdi buraya yaziyorum iste annemin artik okuyamayacagini bilerek, kim oldugumu bilmeyen insanlara anlatiyorum hayatimi..

Biz buyuduk ve hakikaten kirlendi dunya..


08 Eylül 2007 Cumartesi

Wuhuuuuuuuu - Bursa dönüşü..

Bursadan taze gelmiş bi insan olarak söylüyorum ki bunu da atlattık! Bu kez feribota binip dönmesi gereken bendim, bu kez iskelenin diğer tarafından bakıyordum geride bıraktıklarıma..

Çok güzeldi her şey ve ben bu kez sonsuz huzur içinde başım sevdiğim ve evlenmeme her gün biraz daha az kalan adamın omzuna başımı dayayıp gezdim Bursa sokaklarını. Mudanyadan denizi seyrederken "hayat bu işte" dedim arsızca; hiç eksik olmasın gamzelerimiz yüzümüzden, o güzel ailenin bir parçası olayım ömür boyu, aynı soyadını taşımanın mutluluğu ışıldasın hep istedim..

İstanbulun soğuk kasvetli havasına indiğimde beni sevmenin ne kadar doğru bir seçim olduğunu söylüyordu sevgilim ve benimle gurur duyuyordu. Hayatta bundan daha güzel bir an olabilir miydi??

07 Eylül 2007 Cuma

Kankaya yine mektup

Canim kankam,

Gelmene ne kadar da az kaldi. Bir yandan son zamanlarda seninle hic ilgilenememis, konusamamis olmamin endisesi uzerimde; bir diger yanda gelmene az kalmanin sevinci.. Sonunda bitiyor bekleyislerimiz, hasretimiz, sanal mektuplarimiz, sarilacagimiz anin sevinci icin sabretmemiz. Ne kadar yakin kaldiysak (5,5 ay) o kadar uzak kaldik birbirimize de galip gelen taraf yakinligimiz oldu ya; daha ne isteyebilir bir insan dostluktan yana?

Sen bir insanin guvenebilecegi nadir sahane seylerden birisin biliyorsun ve ne mutlu bana ki benimlesin. Attigim her adimda, her kararimda, cesaretlenmeye her ihtiyac duydugumda, her dustugumde yanimda olacagina guvenmek; balkonun kapisini kapatmayi unuttugumda uykundan uyanip hatirlatacak kadar guvenebilecegim adam oldugunu bilmek; agladigimda omzunun orda oldugunu hissetmek, korktugumda sirtimdan iteklemek yerine benden once adim atip ordan beni yanina cekecegine inanmak (ki yani masallahin var guclu kuvvetli adamsin, mazallah kolumdan tutup bi cektin miydi teheyyyy) beni nasil mutlu ediyor bilemezsin.

Cok az kaldi kankam, Istanbul biraktigin gibi bekliyor seni; Moda sahilinde en guzel masa ayirtilmis olmali kahvalti icin, kizartilmis dondurmalar tabak tabak ayrilmis olmali, Yesilkoy sahili bu mevsimde ne de guzel olmali dedikodu yapmak icin degil mi? Cim calacagiz Yesilkoy sahilinden, sevgilimle tanisacaksin; belki diyeceksin "-gidesim geliyor ama korkuyorum- dedigi zaman "ne bekliyorsun, gitsene" demistim bu manyaga ben" diye, tepine tepine gulecegiz yine, uzerindeki hain planlarimi uygulayip fransizca pratik yapmana yardim etmeyi deneyecegim, gordugumuz her baliga gulerek bakacagiz, sen dunyayi gezeceksin - ben ise gidecegim; ayni yerde bulacagiz birbirimizi yine..

Konusacak, paylasacak bunca sey varken bir gun bile gec kalmamalisin artik; kosup gelmelisin. Cunku ben seni ozgurlugune kavustugun yerde kollarimi acmis bekliyor olacagim.

Kankalar sahanem naber? Balik nasil? Cok ozledim seni..

Bursa yolculugu oncesi

Bugun 7 eylul.. Burdan hareketle yarin yine buyuk gun. Ciciler giyilip el opulecek, "nasilsiniz efendim?"ler, "annemlerin cok selami var"lar, "haklisiniz efendim"ler havada ucusacak. Burdan hareketle diyebiliriz ki 1 sene 20 gun sonra yarin sabah feribota atlayip Bursaya gidiyorum!!! Ustelik bu kez tek basima binmiyorum feribota, bir ruyanin baslangici olacakmiscasina sevgilimin kollarinin arasinda tadini cikartacagim yolculugun..

Bu sefer Bursa bir yaz gunu iskencesinin cok uzaginda bahar serinligiyle saracak beni, bu sefer yururken sokak aralari dahil her yana bakmayacagim kacamak gozlerle, aradigim insan bu sefer butun sicakligiyla beni sariyor olacak, bu kez belki de Mado'da oturacagiz sonunda beraber; birbirimize bakip gulumseyecegiz sadece ikimizin anlayacagi bakislarla.

Bir gun bu hale gelecegini bilsem bu kadar erteler miydim be sevgilim? Oysa ben hic inanmak istememistim ki...

Bir tuttun elimden; tum mucizelere inandirdin beni...

Not: Hayatin en ciddi amaca hizmet eden gunlerinden biri yarin aksam detaylica anlatilacaktir efendim.

En cok beni severmis O..

Masallarin guzel sonlarini dert eden sevgililere, icinden masal gecen her sevgiye..
***
son yolcusu o eski zamanların
sana yazmış özlem dolu mektubu
tek derdi güzel sonları masalların
gözyaşları doldurmuş giderken boşluğu

en çok beni severmis o
beni aramış gözleri giderken
en çok beni severmiş o
beni aramış gözleri

kalbinde belirsiz bir yolun kuşkusu
titrek sesinde umutların avuntusu
bir mendil eski bir resim bulduğum
tahta masasında bilmeden unuttuğu

o en çok beni severmiş o
beni aramış gözleri gerçekten
en çok beni severmiş o
beni aramış gözleri..
***

inandigin tum masallar gercek olsun diye..

04 Eylül 2007 Salı

Unutuldular..

"su verdiğin çiçekler küçük bahçemi süsler
şimdi bütün güller susuz ve kimsesiz
seni beklemekten, seni özlemekten bu halimiz.."

Bir gun yanimda oluyorsun, bir gun hic.. Bir geliyorsan, uc gidiyorsun uzagima.. Yoklugunda neye siginacagini sasirmis caresiz, zavalli bir kiz cocugu urkekligi buyuyor gozlerimden. "Bir yolu olmali" diyor bir ciglik bir martinin kanadina takilip, gozlerinin uzaginda bir vahada ayazin esiyor yuregime, ayni melten ayni alizeye donuyor satir aralarinda; boguluyorum.. Cicekler kuruyor yanginlarimda, bir hayal gibi gamzelerinin buyusu; gittigin yerde gelisini bekliyorum, sen gelirsin diye ben oluyorum, noktalarimdan arindigim su halimde bile seni ozlerken oluyorum...
***

"inandığın masallar birer şarkı oldular
sana imkansızlıkları unutturdular
şimdi yarım kaldılar, sen gidince unutuldular.."

Bir gun masal oluyorsun, bir gun gercek.. Bir geliyorsan geceme, uc kabusa tutsak birakiyorsun bedenimi.. Bir siire ozenle yerlestirilmis karmakarisik dizeleri oynuyor inandigimiz masallar, en cok birinci cogul sahis olusumuz anlam kazaniyor varliginin sonsuz huzurunda.. Sen giderken kalbime saplanan sapak simdi neresinden tutarsam tutayim sana cikiyor, her yol ayriminda elinden sikica tutmak guc veriyor - ki butun hayat bir masalmiscasina buyuluyor guzelligiyle bir olumsuzluklar prensesini.. Sen bir guluyorsun geceme, ben sen gul diye var oluyorum, gamzelerinden uzak gecen her dakika ben biraz daha oluyorum..
***

"masamdaki resimler bir eski filme döndüler
hergün aynı sahneler, içinde kendimiz
küçük mutluluklar, çok eski hatıralar içindeyiz.."

bir gun kis oluyorsun, bir gun bahar.. eski bir fotografta gozlerimin icinde yanginsa isigin, uc fotografta buluyorum mutlulugumuzu bugun sarilmis doyasiya.. donup gulumsuyorum cok uzaklardan bana dokunmaya calisan gecmisime; bir okulda cam onunde oturuyoruz, hava kararmis, artik gitmeliyim.. "gitme" diyorsun, "gitmek zorundayim" diyorum, ellerime bakiyorum - ufaciklar, gozlerimi senden kaciriyorum - akiyorlar, "gitme" diyorsun tekrar, kalkiyorum.. o aksam vaktinde kimbilir kis mevsimi nasil tipiyor yuregimize de bir bahar sabahi "evet" diyorum her seyden vazgecip sana gelirken.. bir ariniyoruz yalanlardan, sen kis sogugundan uzakta bir bahar oluyorsun, ben sicacik oluyorum, sicakligina hasret her gun biraz daha oluyorum..
***

sevildiğim zamanlar birer öykü oldular
meraklı çocuklara anlatıldılar
şimdi yarım kaldılar, sen gidince unutuldular..

varligima anlam veren oykum... baharim... tum zamanlarin en ilk ve en son bahari... bitme... hic bir seyin unutulmasina izin verme...