09 Haziran 2009 Salı

Carkifelek

Bundan saniyorum 3 sene kadar once yakin arkadasimin evlendiginden bahsetmistim daha once. O zamanlar evlilik her seyiyle uzaginda oldugum bir olaydi. Afacan genclik doneminde her iliskisine "evet evet iste bu, evlencem ben" diye baslayan bi salak olmus olsam da kendimi asla ceyiz alisverisinde, yemek takimi begenirken, gelinlik icinde, o masada evet derken falan dusunemezdim. Hem bu sebepten hem de yine daha once soyledigim gibi arkadasimin hic sevmedigim bir adamla evleniyor olmasindan mutevellit en ufak bir heyecan duymadim arkadasim adina o zamanlar. Telasini, korkularini, heyecanini, mutlulugunu, alisverisini, gerginligini, cay takiminin yemek takimina ne kadar uydugunun derdini hic ama hic onemsemedim. Bence ben onun gozunde o adama gitme yolunda bir saatini bile ayiramayacagi kadar onemsizdim ve - hıh! - sanki olan biten her sey sadece onun icin onemliydi.

Sonra hayat iste.. Onun dunya tatlisi bir oglu oldu, oglunun adini Emre koydu, sevgilim kucuk Emre'nin dogdugu gunun aksami bana evlenme teklif etti ve mezuniyet, askerlik, ailelerin tanismasi falan dersek aslinda 2 sene suren ama ciddi anlamda hazirlik kismi yaklasik 1 seneyi bulan evlilik kosturmasi basladi.

Ayni arada - hani su daha yeni dugunune gittigim - en yakin arkadaslarimdan biri evlendi. Ayni donemde kosturan insanlar olarak inanilmaz bir bag olustu aramizda. Her gun bulusan iki insan, haftalarca dipdibe oturuyor olmamiza ragmen gorusmeyi birak telefonla dahi konusamiyorduk ve konusmaya firsat buldugumuzda karsilikli "sacmalama, biliyorum halini, sen isine gucune bak" diyorduk. Bir diger yandan ben kendime bir sey begeniyorsam ona da bakiyordum; o davetiye secerken bana nikah sekeri begeniyordu.

Gecen cuma hayattaki en degerli arkadasim, kardesim Ece ile klasiklesmis ogle yemegimizi yerken son 1 senedir haftasonlari adam gibi gorusememizle ilgili cemkirdi bir nebze. Sevgilisini sadece haftasonlari goren bir insan oldugum icin ve haftaicleri de is guc vs derken ayarlanamadigi icin, is gucten onceki kisimda kendisi Manchester'da oldugu icin falan filan derken..

Diyecegim odur ki; hayat akip gidiyor. Elimden geldigince her yere yetismeye calisiyorum. Elimden geldigince herkesi memnun etmeye cabaliyorum. Elimden geldigince vakit ayirmaya calisiyorum. Her sey mukemmel ve icime sinerek olsun diye ilerlerken belki biraz zamandan caliyorum ama simdi firsat varken mukemmelimi kurup daha sonra basa donmek istemedigimden yapiyorum bunu. Biraz yoruluyorum, belki biraz yoruyorum ama inanin elimden geleni yapiyorum.
Sevgilimle planlayacak hicbir sey olmadan, kafamda o haftaici yapilmasi gerekenler, yapilmasi beklenenler olmadan, hicbir sey dusunmeden deniz kenarinda uzun uzadiya kahvalti yapabilmeyi o kadar ozledim ki..

Kendimi, arkadaslarimi, Emre'yi, ailemi, Emre'nin ailesini, beraberligimizi ve hayattan kendi payima dusen gizli, ufak bahceyi de oyuna dahil edip bi cemberin icinde carkifelek oynar gibi pas ya da iflas gelene kadar donup duracakmisim gibi hissediyorum bazen.

2 kisi demis ki:

Adsız dedi ki...

çok güzeldi.

Giz dedi ki...

carkifelek mi?