28 Mayıs 2009 Perşembe

Dugun sezonu acilisi


Normalde ben tanimadigim, uzaktan tanidim insanlarin falan nikahlari sirasinda aglayan bir insan evladiyim. Bildigin oturup boyle uhuhuhu cok duygusal bise ya evleniyolar diye agliyorum. Bundan once bir kez cok yakin bir arkadasim evlendi; onda da yapi itibari ile hem evlilik konseptine cok uzaktim hem de gecerli sebeplerden dolayi asla kabullenmeyecegim bir evlilik yapiyordu. Yani aglamam icin cok basarili sebeplerim vardi; ben de babam nikah sahidi koltugunda otururken kenarda hungur hungur aglamayi sectim.
Bu haftasonu beraber buyudugum ama bu kadar yakinlasma firsatini gec bulup bir daha da birakmadigim arkadasimin dugunundeydim. Gectigi yollari, o yolu gecerken yariladigi tekila siselerini, "benim hayatim hic yoluna girmeyecek mi?" diye aglayislarini, gece yarilari denize bakip "hayat bu iste be kanka" dedigimde gulup gecislerini cok iyi bildigimden, ayni donemlerde ikimiz de yuva kurma heyecanini yasadigimizdan ve bir de harika bir adam ile evleniyor oldugundan olsa gerek; ufacik bir goz dolmasi disinda hic aglamadim. Aglamak yerine inanilmaz sacma salak bir gulumsemeyle izledim olan biteni; agzim kulaklarimda,; icimden cigliklar attim sevincten.
Ne guzelmis arkadaslarin evlenmesi..

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Funda Arar - Senden öğrendim


Itiraf edeyim; ben Funda Arar'i cok sevmem aslinda. Sesi cok yogun gelir bana, sarkilari arabeske kacar biraz, boyle daha bir anne tarzidir sanki. Ama "senden ogrendim" isimli harika sarkisini biraz gec kesfettigim icin kendime kizginim bu aralar. Bir ayriligi guclu hale getiren her sarkiyi seven bir insan olarak bu kez de bu sarkiya vuruldum. Funda Arar'a da helal olsun dedim; bu kadar guzel bir sarkiya ses degdirdigi icin.

***

Uzayip giden arnavut kaldirimlari. Bombos bir sokak. Bulanik bir sonbahar gunu. Sokagin ortasinda arkasini donup giden bir adam ve "peki" dedikten sonra bir sure aglamadan, sizlamadan, yalvarmadan adamin arkasindan bakip onu sessizce ugurlayan, dimdik duran bir kadin.. Aglayacaksa adam koseyi dondukten sonra aglayacak, aglayacaksa evine dondugunde kadehine dolduracagi icki esliginde aglayacak. Aglayacaksa bundan sonra bu sarkiyi dinlerken aglayacak..

Gittin, kanadı kırık kuştum
Sustum, sozlerime küstüm
Hani kırılırsın siyaha
Nöbet nöbet geceler boyunca

Dün güne dize gelince
Yürek acılara doyunca
O tez dönüşün geç olunca
Kendime tahammülü öğrendim
Kördüm, bilendim,
Seni unutmayı öğrendim

Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim
Acıya duvar gibi durmayı öğrendim
Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi
Köksüz bağsız durmayı öğrendim

Vazgeçtiysen hep sağanak yağışlarımdan
Vazgeçtiysen bitmek bilmez kışlarımdan
Korkma kimseye ödenecek borcun yok
Yok saymayı ben senden öğrendim

26 Mayıs 2009 Salı

Yorgun ve yoğun

Basini bos biraktim canim blog.

1-2 ay once sirket kapandiginda ve firsattan istifade tam gaz hazirliklar basladiginda gecmesinden en korktugum aylar nisan - mayis aylariydi. Oncesindeki ve sonrasindaki surec kosturmalarla gececek fakat o ara kayip zaman olacakti sanki ve ben evde oturmaktan patlayacaktim. Nisan biraz bayik gectiyse de mayis ayi en yogun ay oldu benim icin su ana kadar. Butun haftasonlarim bir seylerle dolu olunca hafta iclerini de kalan alisverise ayirdim. En basidinden dolabimi temizledim, en basidinden kendime vakit ayirdim. Basitler disinda cok guzel seyler yasadim; en yakin arkadaslarimdan birinin yanina Eskisehir'e gidip 2 sene onceki ogrenci hayatima geri dondum, hicbir amacim ve sorumlulugum olmadan nehir kenarinda bira icerek, aksamlari dans ederek, uyumsuz ogrenci sofralarinda uydurulmus yemekler yiyerek harika bir kac gun gecirdim. Donusumu 1 gun geriye cekmeme sebep olan guzel bir olay oldu (bunu size - belki - cok sonra anlatacagim), Bursa uzerinden sevgilimi de alarak Istanbul'a geldim ve hemen akabinde de en yakin arkadaslarimdan birini (Bilge kankami) evlendirip dugunune Luleburgaz'a gittik.

Kosturmalarla gecen donemin ardindan sabitlenirim diye umit ederken haftaicini Sultanahmet, Kapalicarsi, genel olarak carsi pazar, ceyizlik biseler diken teyzeler, anneye dugun icin kiyafet falan seklinde gecirmemizin gerektigini ogrendim. Cuma sabahi da Emre'nin ailesi geliyor; haftasonu hep beraber olacagiz.

Anlayacagin yogunum blog. Sana ses etmiyor, seni sormuyorsam bu senden vazgectim demek degildir.

Yorgunum ama keyfim yerinde :)

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Sabir, hosgoru, tahammul, gecmis, simdi.. Gelecek?

Bir kac hafta once Disko Krali programinda Okan Bayulgen ile Hande Yener arasinda bosluklari doldurma temali su diyalog gecti:

O.B: Yillar gectikce ... azaliyor?
H.Y: Sabrim

Okan Bayulgen'in de takdir ettigi uzre bu cok guzel bir cevapti. Oturup dusundum sonra; bu soru bana sorulsa ne cevap verirdim diye ve kendi kendime yillar gectikce hosgorumun azaldigini itiraf ettim. 1 sene once kompleks yapmadan gulup gecebilecegim - benimle ilgili - bir espriye simdi sinirlenebilirim. Birinin sozumu kesmesi eskiden cok problem etmeyecegim bir durumken simdi deliye cevirebiliyor. Daha sayabilecegim pek cok sey var. Eskiden sakin bir insandim ben, eskiden simdi oldugumdan daha olgundum sanki, daha uzaktim her seye ve belki bu yuzden daha rahatti kafam..

Yillar gectikce kendime ve disariya duydugum hosgoru azaliyor. Tahammulsuz, sinirli, sacma sapan bir insan oluyorum ve butun bunlarin temelinde gecmisin ve simdiginin agirligi oldugunu biliyorum. En cok bu yuzden bir an once "gelecek" diye adlandirdigim doneme girmek ve kendi evimde, kocamin omzuna basimi yaslayip huzur icinde uyumak istiyorum.

12 Mayıs 2009 Salı

Been there done that

- Cilt tedavisinin ilk ayagi bitti, ikinci ayagina baslandi

- Bugun ihmal etmeye gelmez saglik icin check-up yaptirildi.
- Yatak odasi ve salon grubu alindi.
- Dugunde calacak orkestra belirlendi.
- Ilk gelinlik provasina gidildi. Provadan kastin gelinlik olculerinin alinmasi oldugu ogrenildi.
- Dugun gecesi icin yaptirilacak saca karar verildi ve bu ugurda postis alindi.
- Balayi ayarlandi (Voyage Belek Executive konsept).
- Balayi icin ucak biletleri alindi.
- Dolap iclerinin olculeri alindi, kapitone siparisleri verildi.
- Aylardir aranan masa ortusu takimi Linens'te bulunup alindi.
- Aslinda baya bir masa ortusu alindi. (Saniyorum 7 tane falan)
- Isin zuccaciye kismi 4 adet eksik Jumbo cay tabagi ve fritoz disinda tamamlandi.
- Pike takimi begenildi, yesil renginin gelmesi beklenecek.


06 Mayıs 2009 Çarşamba

Alev Lenz - Guys with guitars

Tekrar ilham getirdigi; yazma, soyleme, dinleme istegimi toparladigi icin..

(Sarkiyi kesfettiren gkhn'a ozel tesekkurlerimle)

***
(...)
Sing a song for me, don't be horrible
I'll sing a song for you
If you don't think it's terrible
Let's go home
We don't understand
What tomorrow’s about anyway
Write me a song and i'll sing along
You won't marry me, i won't marry you
But at least tonight we can pretend we'll do
And then we will write a song
People will sing along
How he wouldn't marry her
She wouldn't marry him
And the next day she fell in love
With another guy with a guitar
At an open mike bar..

05 Mayıs 2009 Salı

Ahşap bar taburesi


Benim gibi kadinlarin senin gibi adamlara sakladigi kalpleri vardir. Sen sana ozel oldugunu sandiginda o kirginligin; o paramparcaligi kendin yarattin sandiginda aslinda ben izin veriyorumdur bunu yapmana; ozel olan benimdir yani, senin varligin degil! Ozel olan benim o kalbi gel sen parcala diye sana sunmus olmamdir; ah bunu bilemeyecek kadar uzak olmasan gerceklere ben o kalbi acar miydim sanki sana?

Bar tabureleri var hani; tahtadan, basit.. Onlarin kirilmaya hazir ahsap ayaklari gibiyim. Hem de butun ayaklari gibi. Hepsi bir arada yani. Sen kirma diye kaciyorum senden; uzerime basip mahcup olma diye saklaniyorum. Yoksa ben istemez miyim ayaklarinin altinda paramparca olmayi? Ben degil miyim neredeyse mumkun olan her sekilde zaten yok ettigin? Ellerin, kalbin, agirligin, soguklugun altinda yok ettigin; bunu yapmana izin verdigi icin kendinden kaybettiklerini telkinlerle saklamaya calisan o ozel kadin ben degil miyim?

Ceplerim bos. Oyle oldugu icin avuclarimi saklayabiliyorum iclerine. Bak mesela kalbim cok dolu; kalbim kininle dolu, sana bunlari yapma hakkini verdigim icin kinimle dolu, kınından cikartmaya korktugum bicaklarla dolu.. O yuzden avuclarimi kalbime sokamiyorum. Ordaki agirlik kalbimi boguyor biliyor musun? Sen beni boganin kendin oldugunu saniyorsun. Bu yuzden basin yukarida yuruyorsun hala, yaptiklarindan hosnut olmamani gerektirecek bir sey yok ki zaten?! Sen islik calarak eslik ediyorsan bir sarkiya o sarkinin nakaratinda ben ölüyorum.

Oysa senin ölmen lazım bu gece! Avuclarimda bogdugum agirliklarin bir bir kanat cirpmasi lazim yuregimden. Bilmelisin; seni ozel yapan benim ve sen bu yuzden varsin! Eger ben istersem; eger - sadece - ben gercekten istersem; dun berabersek bugun kocaman bir yalansin, sabah yanimda uyuyorsan aksam kapimin onunde aglayansin. Seni dun yapan da benim, sabahlara anlamini yukleyen de.. Sen ozel degilsin; ozel olan benim sarkilarim. Ozel olan benim seni ete kemige burunduren gozlerim, benim dokunmaktan korkmamis ellerim, seni tutup en tepeye yerlestirmis zavalli yuregim.

Biri ozelse o benim; senin ozelligin benim senin beni parcalamana - sirf sen mutlu ol diye - izin verislerim..
Bu yuzden; bir bar taburesine otururken devrilmen lazim bu gece. Bir barda yuregime ait nakarati olan bir sarki dinleyip yiktiklarini dusunerek icki icmen lazim ve sonra bir bar taburesine oturmaya calisirken dengeni kaybedip devrilmen lazim. Bu gece benim gibi kadinlarin senin gibi adamlara sakladigi kalplerin bogulmamasi lazim daha fazla.
Bu gece yurumeye hali kalmamis ahsap ayaklarim altinda ezilerek ölmen lazim!