28 Aralık 2007 Cuma

Anladim.. (2007'nin hatrina..)


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Cok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Ozür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Olürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Gidenler kalanlar.. 2007'den geriye ne kaldi?

Merhabalar,

Bir yilin daha sonuna geldik sayilir. Zamanin cabuk gectigini bir yilbaslarinda farkediyorum bir de yaz baslangiclarinda.. Cok kisa bir sure once yasamis gibi hissediyorum bu iki zamani da; oysa aylar geciyor aradan, istenirse nelere yorulacak aylar...

Istedim ki genel olarak bir bakalim neler olmus bu sene hayatimizda, neleri kazanmis neleri kaybetmisiz; ne kadar guzel - ne kadar can yakan bir yil gecirmisiz..

Her seyden once hayatin her seyi ayni anda vermedigini ogrendim bu yil. Biraz fazla olabilirdi aslinda evet hepsinin ayni anda olmasi ama ne zaman bir seye sevinecek olsam uzuntusunu de getirdi hayat her daim. Neyse ki uzulmeden yazi yazamayan bir kisiligim var da bunu de lehime cevirmeyi basardim.

2007'ye girerken geride biraktigim acilarim vardi. Bunlari bir kenara atabilmis olmak bile benim icin buyuk basariyken mart ayinda hayatimin en guzel kararini verdim. Bunca zamandir yasadigimiz gelgitlerden tek bir "gel"iyle cekip cikarmasina izin verdim sevgilimin. Ellerine sarildim, huzuruna sigindim. O gune kadar olan biten o kadar cok sey vardi ki; simdi hatirlamadigim.. Sonucta hepsi bitti. Hepsi gececek dedi bir mayis aksami ve ertesi gun Ciragan'in kiz kulesi manzarali bir aksam yemeginde yeryuzunun en mutlu ve en sansli ve en guzel kadini olarak sevgilimin evlenme teklifine evet dedim. "GizemRe" dedik peri masalinin adina; bir mayis aksami sozlendik...
Ayni gun adi Emre olan bir bebek girdi dunyamiza, teyze oldum.. Ertesi gun icinde oykumun oldugu bir kitabin imza gununde kendimle gurur duydum.

Bunlarin akabinde hic bitmeyecegine inandigim okulum bitti. Tez kosturmasi, neler oluyor gerginlikleri, umitsizlikleri derken tezimi de verip bitirdim. Son seneme kadar okulun bitmesine bu kadar uzulecegim hic aklima gelmezdi. Biraz gec oldu ama universite keyfini son senemizde ve hatta son donemimizde cikarttik. Semihlerde verilen icki partileri, ders calisma amaciyla gidip geyige sardigimiz geceler, geceyarilari uskudar'a gidip Zafer'i evden cikartmalar.. Hepsi bitti...

Yaz tatili yapmis olmak isterdim. Yapabildigim tek sey kizlari alip bir kac gunlugune yazliga gitmek oldu. Yazliktaki 2. gunumuzde su an calistigim yerden arayip gorusmeye cagirdilar. 5 sene almanca okumusum, ingilizceyi unutmusum ve ingilizce mulakata girecegim.. Normal sartlar altinda benim gibi bir insanin panik olmasi lazimken pms rahatligiyla hic umursamadan girdigim gorusme 2 gun sonra is teklifi ile sonuclandi ve agustosta ise basladim. Daha sonra neden beni aldiklarini sordugumda patronumun kendime cok guveniyor gozukmemin bas etken oldugunu soylemesi de ayrica guldurdu. Su hayatta rahat olmak lazimmis...

Agustosta ise basladim, Eylulde universitedeki en iyi arkadaslarimdan birine referans olup onu da buraya getirttim. Her sey gayet duragan giderken ve ben ise alismaya calisirken Ekim ayinda Londra yolculugu gozuktu. Uzun uzadiya her sey yazdigi icin cok da uzatmayacagim sonra marvel hanimi uzuyoruz :) Kendisinin benden 2 hafta once Ingiltere yollarina dusmesi ve bizim orda bir araya gelebilmemiz bambaska bir kismet hikayesi konusudur o ayri..

Londra donusu sevgili ve ailenin birbirine iyica sokulmasini, gelin olarak anilmayi, sevgiliden damat olarak bahsedilmesi asamalarini yasadim. Ilk defa final haftasina denk gelme problemi olmadan bir dogumgunu keyfi yasadik, tekrar bir araya geldik, eglendik..

Sonra da bu kadar guzel sey yeter diyen kismet sevgiliyi alip kirik dokuk bir sehire goturdu 6 ayligina... Zaten biliyorsunuz...

Bundan bir kac gun once ucundan kiyisindan dondugum bir trafik kazasi atlattim en son. "Buraya kadarmis" dedim; gamzelerini dusundum sevgilimin, hayatin da araba gibi bir saga bir sola savruldugunu hissettim o saniyeler icinde, "bu biterse bir daha uzulmeyecegim" dedim...

Genel olarak bakmamiz gerekirse; pek cok keske'yi geride biraktigim bir yil oldu digerlerine nazaran. Bir seyi istemiyorsam "hayir" demeyi ogrendim, birini istiyorsam her seyi geride birakip ona gitmeyi ogrendim, basarmayi ogrendim, her seyin bitecegine inanmayi ogrendim, guvenmeyi - guvenilecek insan olmayi - adam gibi sevmeleri ogrendim... Arkadastan ote bildigin insanlarin arkadaslik adina arkalarini donup gidebilecegini gordum; gitmeyi basarabilen insanlari ayakta alkislarken sessizce kabullenebilen insanlari takdir etmeyi bildim. Uzak tuttum kendimi butun cirkinliklerden, kim ne derse tikadim kulaklarimi - kendi huzurlu hayatimda bildigim dogrularla gulumsemeye devam ettim. Bugune kadar butun dizelerimi gizliden armagan ettigim adamla herkesin icinde elele tutusabilmenin keyfini yasadim sonuna kadar, ailemin hep hakli oldugunu anladim, annemle alisverise cikmanin ne kadar keyifli olabilecegini ve cumartesi sabahlari sevgilimle kahvalti yapmanin ne kadar bambaska bir his oldugunu yasadim. Dunyanin en guzel masasinin sevgili ve aile ile beraber oturulan masa oldugunu ogrendim buyuk bir keyifle, babamla bir bardak rakinin keyfinin cok zor bulunan bir keyif oldugunu anladim. Para kazandim, sevdigim insanlar icin hic dusunmeden para harcadim, hakketmenin buyuklugunu bir kere daha kendi ellerimde tuttugum paralarla anladim...

Geride bir kac parca siir, bir kac yarim kalmis beste, oyle gecip gitmis gunler kaldi. Nerde guzel ne varsa icine biraz kendimi biraz Emre'yi katip harika bir yil yasadim...

Hosgeldin 2008!

26 Aralık 2007 Çarşamba

Es geht alles vor uber es geht alles vor bei

Es geht alles vorüber, es geht alles vorbei,
Nach jedem dezember, kommt wieder ein mai
Es geht alles vorüber, es geht alles vorbei
Doch zwei die sich lieben, die bleiben sich treu

Sevgilim;

Çok şükür daha nice zamanlarımız varmış geçirecek, daha kaç sabah sesinle başlayacakmışım güne... Hayat da böyle bir sağa bir sola savuracakmış beni, çarpa çarpa ilerleyecekmişim, ucundan kıyısından dönecekmişim kabusların; en sonunda toplayıp kendimi sana varacakmışım.

Ne güzel mırıldanmış şarkı bak.. Bir aralık akşamı gönderdim seni, yine mayıs olacak, parmağıma usulca taktığın yüzüğe eşlik eden ilkbahar havası getirecek bana seni yine. Ben kız kulesi manzarasında sana sarılacağım sessizce, gözlerimden yaşlar akacak; bu kez kimse bir yere gitmeyecek bir sonraki aralıkta ve biz birbirimize hep inanacağız huzur dolu hayatımızda...

Seni çok özledim Emre...

25 Aralık 2007 Salı

Ama haksizlik bu; oyle degil mi?

Yahu sevgili blog,

Yilbasi icin hic bir plan yapamamis olmanin verdigi durum bir yana icime cok oturan bi olay var ki paylasayim dedim. Babam cumartesi gunu annemin yanina Ankara'ya gidiyor. Pazar gunu de Kirikkale'ye gidip sevgilimi ziyaret edicek. Ben ise kardesim burda kaldigi icin onunla durmak zorundayim. Yahu blog, babam gidip sevgilimi ziyaret edecek ben gidemiyorum; icim parcalanmasin da nolsun?

Bohuahuhauaaaaaaaaaaaa!

23 Aralık 2007 Pazar

Six degrees of separation

Istatistikleri inceledikce goruyorum ki her gun bir kac kisi six degrees of separation ile ilgili arama yaparken blogumuza ugruyor. Son 1 aydir falan iyice artti; guzel bisey bu, insanlar arastiriyor.

Oyle; paylasayim dedim :)

Yorumumuz var!

27 Agustos konulu yazimiza gercekten cok etkileyici bir yorum gelmis.

Tanimadigi insanlara "siz" diye hitap eden insanlari seviyorum. Ne kadar sacma, ne kadar kirici, ne kadar gereksiz olursa olsun soyledikleri en azindan kibar olmayi basariyorlar, saygi gormeyi hakkediyorlar.
Oyle iste..

Dönerken...

İçinde sen olduğun sürece ayazlarına ayak basabilirim tüm kırık dökük şehirlerin... Sisi genzimi yakan bu çirkin şehre geri getirdi beni bir otobüs. Sadece sana geliyorsam anlamı var kesik sollama çizgilerinin oysa. En son şeritte hiç kimsenin takip edemeyeceği mutsuzlukta ilerliyor gibiyim. Yoksun! Oysa daha bu sabah gamzelerinin bambaşka huzuru yanıbaşımdaydı sevgilim? Gözbebeklerimi ısıtıyordu asker eldivenlerin?

İçinde olmadığın bir dört duvara doğru yol alıyorum; ona da ev diyorlar ya.. Bıraksalar o bekleme salonunda yaşardım ben halbuki? Sarsılan otobüs mü yoksa nadasa bıraktığım gamzelerinin yaş tortusu mu içimdeki?

Olmadığın tüm şehirleri silsinler haritalardan...

19 Aralık 2007 Çarşamba

En büyük bayram bu bayram (vardı böyle bi çocuk şarkısı evet!)

Sevgilime gidiyorum!

Yine ufak bir çantayı bavul haline getirmeyi başardım. Ama hava çok soğuk ya; oralar daha da soğuk olur ya, valla ondan. Atkı falan aldım tabi bavula koydum. Sonracıma fotoğraf makinesi var, pijamalar var, ertesi gün giyilecekler var, götürülecek kitaplar var.. E bak doldu işte :)

Yarın gece 12'de Merterden otobüse atlayıp sabah Ankara aktarmalı Kırıkkale'ye geçeceğim. Kalbimde kelebekler ölüyor heyecandan tahmin edileceği üzre. Sonra da akşam sevgilimin ailesi - benim ailemdir - ile Ankara'ya dönecek; bir gece Ankara'da konaklayıp ertesi sabah yine sevgiliyi görmeye gideceğimm :)

Ay çok mutluyum be! İyi bayramlar herkese.

Marvel hanim'a ozel! :)

Uzun post yazinca hanimefendi okuyamiyomus o yuzden bundan boyle kisa postlar yazilacakmis efendim! :)

Yerim lan; sen iste yeter ki! :)

Not: bayiliorum sana!


18 Aralık 2007 Salı

Kızımız olacaktı, gittin küçüğüm...(1 saat öncesi hatrına)

Heyecanların, bekleyişlerin arasında unutup gittiğimiz bir şey oldu ki özür dilemek boynumun borcudur.

Bir ömre can verebilecek kadar güçlü o 9 ayımız kutlu olsun bitanem. İyi ki varsın, iyi ki her sabah ismin duruyor başucumda...

9 ay... Nice 9 ay temelli kutlamalara sevgilim, beraber ve sağlıklı nice mutlu hayatlara... Seni çok seviyorum!

17 Aralık 2007 Pazartesi

To my 'via - twitter - guest'

Dear my guest;

By the way; Turkish is not Arabic!


Mind the gap between translators and the blog!

While checking through my blog statistics, found someone from UK who had tried to translate my lovely little (!) blog to english. He had come via my twitter.

Just to remind; you don't have to spend time by translating it. Just ask me; i'll surely tell you about the posts.

16 Aralık 2007 Pazar

Sevgili'ye* mektup

Sevgilim;

5 günü geride bıraktık. Ne kadar da garip bir duyguymuş seni böyle özlemek. Elimi uzatsam tutabilecekmişim gibi hissediyorum hala; oysa sen yoksun... Ne yangınlar atlattığımızı unutuyor böyle zamanlarda yüreğim, nelere göğüs gerdik; unutuyor gibiyim... Böyle zamanlarda o yangınlarda acımı en iyi anlatan satırlar çıkıp geliyor kütüphanemin raflarından:

"Yüreğin hiç acımıyor mu?" diye sormuştu bana. "Deli misin? Yüreğimin üstünden tren geçiyor gibi. Lime lime oldum sanki..." **

Hiç acımıyor gibi yapıyorum. Oysa yoksun... Farkında değilmiş gibi yapıyorum çoğu zaman, o hep yaşadığımız haftalık ayrılıklardaymışız gibi avutuyorum kendimi çocukça. Hayatımızın en mutlu günlerine kavuşmamıza kalan süreyi hafta hesaplarıyla yapıyorum. Öyle ki - bir hafta iş toplantısında olacaksın, beş hafta ben uzak ülkelere gideceğim, iki kere vapurlar lodosa yenik düşecek... Her seferinde bir bahanem olacak sanki yokluğuna ve ben asla kabullenmeyeceğim gidişini...

Sevgilim;

Seni çok özlüyorum. Gözlerinin yeşile çalan - kızımıza ismini verecek - 'ela'sını, saçlarının oğlumuzda hayat bulacak kıvrımlarını, tıpkı yıllar önceki ve yıllar sonraki gibi elimi paltonun cebinde ısıtışımı, 'bana kısmet olmayan' dizinde yatışlarımı, başımı göğsün ve omzun arasındaki o çukura yaslayıp bulduğum sonsuz huzuru, 'her şey geçecek' bakışlarını...
Bu kadar çok sınanmak zorunda mıydık acaba diye düşünüyorum vaktimin senden çaldığım kısmında. Yanıbaşımdan geçip gittiğin günlerin hesabını yapıyorum; bir küfür savuruyorum hayata... Oysa yoksun... Herkes seni soruyor bugünlerde; bugün anneannem aradı iyi olup olmadığını sormak için. Ne kadar garipmiş 80 yaşına merdiven dayamış bir kadının torununu arayıp "Allah kavuştursun" demesi sevgilim! Babam bayramda yanına gelmenin planlarını yapıyor her saatbaşı. Aşk denilen şeyin sesini bir saniye erken duymak için telefona olanca hızımla koşmak olduğuna karar verdim bugünlerde ve "kısmet" denilen şeyin bazen ne kadar da acımasız olduğuna...
Biz birbirimize doymamıştık ki daha?

Sevgilim;

Hani birbirimizin canını acıtırdık ya o korkak gecelerde; hani en çok ben seni parçalardım, hani ne gidebilir - ne kalabilirdik... Şimdi hem gidip hem kalıyoruz neresinde olduğumuzu bilmeden beklemelerin - özlemelerin - se(n)ssizliklerin, anlamıyorum ben sevgilim; yetmedi mi bugüne kadar çaldığı hayatımızdan kaderin?
Oysa yoksun... Bir bardak rakıya adadığımız, birbirimizin gözlerinin içine bakıp kadeh kaldırdığımız türküler senden uzak şehirlerde söyleniyor şimdi. Bazen radyoda çıkıyor aniden dizlerinde yatıp söylediğim bir türkü, bazen yılbaşı parıltısının arasında yalnız bir kadın bir rüyasında görüyor; sağlığına kadeh kaldıran bir adamın gözlerinin içi gülerek söylediği o türküyü...
Ağlayamadım dahi gidişine biliyor musun? Ah sevgilim, senin için o kadar güzel ki... Tek bir damlasına dahi gözlerimin, üzüleceğini bilerek yaşamak güzel. Boynuna o son sarıldığım feribot iskelesinde "ağlama" deyişin kadar güzel sevgilim senin yüreğin... Oysa yoksun... Bunu yazarken farkediyor yüreğim yokluğunu; içimde bir çığlık "gittin" diye bağırıyor, işte şimdi anlıyor gözyaşlarım eksikliğini; şimdi duyamıyorum "ağlama" diyen sesini...

Sevgilim;

İçimde haftalar aylara; aylar yıllara; yıllar hayatlara karışıyor yoksun diye... Hiç dinlemediğimiz bir türkü eşlik ediyor uzaklığına. Üstümde senden kalma kırmızı tshirtün - gözyaşlarımla kirlettiğim için özür diliyor gözbebeklerim saflığından. Oysa yoksun... Sessizce - içerlerden yanıyor ruhum; ben hep gülümsüyorum cümlelere adınla başlarken. Gözlerim sağ elimin yüzük parmağındaki parıltıya takılıyor; gurur duyuyor yüreğim güzelliğinle, ışıltınla hayat buluyor senden uzak ömrüm...
Sonsuz bir kısır döngü içinde kapana kısılmış gibi hissediyorum bazen. Uyumak - uyanmak - uyumak - uyanmak istiyorum sen gelene kadar; kocaman gözlerimi sağlığına kırpıştırayım istiyorum - ki dön evine... Sonra senin olmadığın bir şehirde uyumak ölüm geliyor bana; üşüyor musun diye endişeleniyorum, sıcak yatağım zindan oluyor geceme - içim acıyor; uyuyamıyorum...
Oysa yoksun... Bütün kemiklerime bıçak sokuyorlar sanki; olur olmaz yerlerde omzuma dokunan parmak uçlarının kokusunu düşünüyorum, her hayale "sen" ortak parantezinde başlıyorum, bembeyaz gelinliğimin içinde soyadının gururu okşuyor yüreğimi; sen oluyorum - sana (tüme) varıyorum.

Sevgilim;

5. günü devirirken eksikliğin; ben geride kalan bütün günler için yine dua ediyorum. Bıraktığın yerde - şehrini şehrim bilmeye her gün biraz daha az kalırken - yokluğunu hiç gitmemişsincesine unutup her sabah adınla başlıyor - adımı adına tamamlıyor - her akşam huzuruna dalıyorum...

Sevgilim;

Bir şiir - ki insanlar akıp giderken dört bir yanımızdan gözlerimin içine fısıldamışlığın vardır o soğuk gecede; çocuk ellerim ısınmak üzere senin montunun cebinde, ah sevgilim; her gün aynı dizelerde sana layık olmak için büyüyorum...

"Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum..."

* Aşk'ın tüm emir kiplerinde "Sevgili" dünyanın en özel ismidir. Kesme işaretinin sevgilide bulduğu anlamın büyüklüğü O'nun büyüsündedir...
** Her aşk bitmek için başlar - Yasemin Özçelik

15 Aralık 2007 Cumartesi

Covent Garden'da tanıdık simalar


Uzun bir aradan sonra bugün tekrar Lost izliyorum. Bunun da tek sebebi http://www.lostfan.net/ sitesine göz atarken Charlie maymununun sokakta şarkı söylediği sahnelerin Covent Garden'da geçtiğini öğrenmiş olmam. Gerçi tekrar izledim s03e08 ve s03e21'i ve metro istasyonu çok farklı bir yerde ve farklı büyüklükte geldi gözüme. Hatta bakıyorum tekrar; burası Covent Garden değil canım arkadaşım, ordaki istasyon çok daha küçük ve tam en köşedeydi. Ama şu da v... Haaaaaaaaaa bak anladım! Ben Londradayken (hep bunu yapmak istemiştim hahayt!) Covent Garden istasyonu çalışmalardan dolayı sadece çıkışa açıktı, girişe açık değildi ve çıkış kapısını gördüm sadece. Demek ki sokağın öbür tarafındaki giriş kapısı burası. Tamam o zaman, affettim.
Peki soruyorum size; bu insanlar Covent Garden'da müzik yapan Charlie ibişini görmüşken ben neden Luca dinledim???? Peki Luca dinlerken bloga da yazdığım üzre gökyüzüne bakıp "uçak beni evime götür" demem benim de bir Lostie olduğum anlamına mı geliyordu? Bu bir tesadüf müydü - tesadüfse ben Kate miyim? Jack nerde, Sawyer hani, Boone neden öldü?
Biri bana bunları anlatsın!

14 Aralık 2007 Cuma

Renault Megane; sana laflar hazırladım!

Ofisten çıkınca bir kaç denemede çalışan arabam Avcılar'a geldikten sonra gittiğimiz kafeden eve gitmeye çalışırken şerefsizliğin önde gidenini yaptı ve çalışmadı. Kendisini bir sokak arasında bırakıp bi tarafım dona dona eve geri döndüm. Çok sinirliyim, arabamı kınıyorum ve ona laflar hazırladım!

13 Aralık 2007 Perşembe

Sondan basa..

Digerlerini ortadan kaldirirken kaybolmasina izin vermedigim geri sayim..

-10-

gözlerini kapatıp
ondan geri say
bittiğinde;
gitmiş olacağım.

-9-

baktım ki;
ikimiz de aşka tokuz,
dudağıma ulaşan gözyaşlarını saydım
çift basamaklıları çiftler kapmış,
"tek" basamaklı en büyük sayı
dokuz..

-8-

sabahları
sekizde
uyan(dırıl)madıkça
uyanabileceğimi sanmıyorum uzun bir süre
üstelik
yandan bakınca
sonsuz..

-7-

yedi farklı gün ismini
teke indirdim
artık her gün
"sen"ertesi..

-6-

bilmediğim evlerde
farklı yataklardayım her gece
hala rüyama girmedin
anahtar dolu
yastıkların altı..

-5-

yaramazlar listesine
adımı yazdım
bazen çok
işe yaramazım

her yanım tebeşir tozu..

-4-

tek bir yüreğe
dört mevsim de sığıyormuş
en soğuğu
"sen"bahar.

senin baharlarında ayazlar var..

-3-

üç tanesinde gözüm yok
"bir tek dileğim var
mutlu ol yeter"

in misin, cin misin
anlamadım..

-2-

iki farklı hava solurken yüreğim
ve iki şehir kokarken avuçlarım
bilirim ben hiçbirine ait değilim

benim şehrim sensin
gözlerin başkentim..

-1-

bir şarkı
bu kadar iyi anlatabilirdi hüznümü

"but i'm in so deep
you know i'm such a fool for you
you got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?..."

bir de "kendine iyi bak" diyorsun,
kötüye bir şey olmazmış
asıl sen
"kendine iyi bak.."

-0-

gözlerini aç!
göreceksin,
gitmiş olacağım.

tende var sen;
elde var sıfır;

serde kadınlık var, ağlayamam.......

12 Aralık 2007 Çarşamba

Buyur burdan yak!

http://business.timesonline.co.uk/tol/business/industry_sectors/media/article3040853.ece

Memlekete hayirli olsun!

11 Aralık 2007 Salı

Yol...


Yolun şans dolsun sevgilim. Yokuşları ben çıkayım, uçurum kenarlarında ben tökezleyeyim; senin yolun yarınımızın başındaki düzlük olsun..

Yolun neresinde takılırsan orası benim yolum olsun sevgilim... Yolun yolum olsun...

Yolun açık olsun...

34 DL 1661!!!

Bugün burada Hıncal Uluç tadı yaşamaya karar verdim çünkü çok sinirliyim. Sinirimden alıştığımın aksine türkçe karakter dahi kullanıyorum.

İşten çıkmışım, Beşiktaş - Avcılar koşturmasındayım yine. Trafiğe yakalanmamak için geç çıkmışım, trafik de yok; güzel. Kafam dolu, kafam dağınık, radyoda hangi şarkı çıksa gözlerim yağmura eşlik ediyor. Düşünüyorum, sızlıyorum..

Bakırköyde transit yolun bittiği yeri geçtim, orta şeritte maksimum 70 ile ilerliyorum. Belki o kadar bile yok. Kendime gelmemle önümde bir adet minibüs gövdesi gördüm! En sol şeritten beni ezip geçmek pahasına en sağdaki sapağa 90 derece açı ile girmeye çalışan 34 DL 1661 plakalı - çok daha ağırlarını o anda saydığımdan şu an dağarcığımdaki en uygun kelimeyle adlandırıyorum kendisini - şerefsizi burdan deklare ediyorum.

Kornaya ve frene aynı anda asılıp bir yandan da arkamda araba olup olmadığını kontrol ederken aklımdan geçen düşüncenin haddi hesabı yok. Demek ki böyle oluyormuş.

Neyse 34 DL 1661, çok yakında görüşmek üzere!

Haftanin incileri

Dun yazmadim evet, yazabilecek halde degildim belki ondandir.

Bu haftanin sarkisini secmekte zorlandigim icin ve yarim saat sonra Kirikkale'ye en acisindan bir otobus kalkacagi icin oyle ortaya karisik yapiyorum; dinleyin...

Kenan Dogulu - Kursun adres sormaz ki
Grup Gundogarken - Agliyor Istanbul
Yavuz Bingol - Tanridan diledim
Emre Aydin - Dayan yalnizligim
Nil Karaibrahimgil - Ruzgar

Hangisini istiyorsaniz dinleyin, aglayin... Benden bu kadar...

Er mektubu gorulmustur..

Omrumun son duragi,

Bu sana ilk asker mektubum.. Basindan beri bugunler cok uzak gibi gelirdi, hic gitmeyeceksin saniyordum. Oysa simdi bir otobuse binip bilmedigimiz bir sehre gidiyorsun. Inandirdigin tum masallarin en icten dualarini cantana koyuyorum sen farketmeden, her gece operek uykuya birakiyorum guzel gozlerini, ellerimi avuclarina adiyorum sicakligimi hisset ayazlarda diye...

Varoldugun icin, daha simdiden ozledigim icin, inandigin ve inanmami sagladigin icin, bunca yalanin arasinda bir tek sen dogru oldugun icin, gozlerimden akan her damlaya ismini verdigin icin ve hepsinden onemlisi "degdigin icin"...

9 koca ayi omrumun en guzel zamani haline getirdin. 9 ayda kucuk kiz cocugunu aldin buyutup dunyanin en mutlu kadini yaptin. Her seye en bastan baslamayi ogrettin Emre'm; bana ragmen beni korumayi zevk bildin, ellerimi avuclarinin icine alip her seyin guzel olacagina inandirdin, kiz kulesi sahidimiz oldu - ki hayatimi hayatina adamaya soz verdirdin...

Nereye gidersen git, bilmedigimiz sehirlerin sogugunda ikimizi birden koruyacak kadar guclu ve sicaktir sana duydugum ask. Kiz kulesi tum isiklariyla goz kirpiyor olmasa da her gece ve her sabah ve her gun tekrar soz verecegim sana en derinden; sana layik, sana asik, mutlu, guclu, dimdik kadin olacagim seni sevmeye her gun yeniden dogarken...

Tum dualarimiz bir an once gelmen ve beni evimize goturmen icindi ya, kabul oldu - kisa donem ayrilik - dileklerimiz... Ne kadar soylesem az da; yine de gozlerimden akmadan durmuyor sozcuklerim, en guzel cumleleri yeryuzunun - sanki sadece sana adanmis... Iyi ki varsin sevgilim.

Seni seviyorum...

10 Aralık 2007 Pazartesi

Done with waiting

Gizem is done with waiting..

Heyecanli bekleyis sona erdi, hic aklimizin ucundan gecmeyen yere gonderiyoruz sevgiliyi. Ilk sorum "kisa donem mi?" oldu. 6 ayligina Kirikkale'ye dunyanin en guzel mucizesini armagan ediyorum. Yalniz arada gelir alirim o mucizeyi ordan, disari cikartirim bastan soyleyeyim. Ankara diyordum, yakin yer cikti, yuzum ondan guluyor.

Yarin yolculuk Bursa, bayramda da Ankara aktarmali Kirikkale.

Hayirli ugurlu olsun. Sevgilim cabucak gidip gelsin..

Service unavailable

Son birkaç saat olduğunu bilmek insanı iyiden iyiye geriyor. En geç saat 10 civarı öğreneceğimizi umuyor, dün gece gördüğüm rüyanın etkisiyle Burdur diyorum.
Milyonlarca yer var kafamda, en rahatı Kütahya olacak gibi bir his var o yüzden İstanbul - Bursa ya da Tekirdağ olmayacaksa Kütahya olsun istiyorum. En başından beri Ankara hissi taşıyorum. Bir de yanında bakılan falda çıkan Bolu - Denizli - Ankara üçlemesini düşünüyorum. Rüyamda sevgilimin yurtdışından bi paket gönderdiğini görüyorum (paketin içinde Marks & Spencer yemeği vardı ya neyse!) , burdan hareketle yurtdışıyla başlayabileceğim tek yer bedelli askerlikten hareketle Burdur diyorum.

Başım ağrıyo; Ufffffffffffff

(Babam da "bayramdan sonra alcaklar galiba" diyor. Ay belli olsun artık çıldırcammmmm)

09 Aralık 2007 Pazar

Keşke...

Yeni geldim Bursadan. Söylediğim hiçbir şeyi anlamadığım, dinlediğim hiçbir şeyi algılayamadığım, uyuyor ya da uyanık olduğumu bilmediğim bir gün yaşadım sanırım. Süper şahane saçmalayıp aynı şahanelikte boş baktım. Sonucu değişmeyecek olsa da beklemekten nefret ediyorum ve içimdeki bu iğrenç histen de nefret ediyorum. Üzgünüm sevgilim; şu ana kadar gerginliğimin yanında bir nebze rahatlık varken artık yarın araba kullanamayacağıma dahi emin olacak kadar diken üstündeyim. Az önce artık belli olsun istiyorken tam şu anda bu kafayla öğrenirsem iyi ya da kötü tepki veremeyeceğimin farkında olduğum için yarın sabahı beklemek isteyecek kadar dengesizim.

2 gündür refresh yapmaktan mı ölcem heyecandan mı gidicem bilmiyorum. Keşke Emre kadar sakin olabilsem, keşke orda "er" yazısını ve yakınlarda bir yer çıktığını görene kadar kendimi ve tırnaklarımı kemirmesem, keşke her şeye hazırlıklı olabilsem, keşke hiç gitmesen...

Ben 1 hafta dayanamıyordum; kokun esmedikçe ben bu şehrin rüzgarlarına nasıl inanıcam?

07 Aralık 2007 Cuma

Sozun bittigi yerdeyim...

Bu heyecani bir tek tez sonucumu beklerken hissettim - oss zamani dahi degil (belki de heyecanlanacak kadar buyumemistim o zamanlar?)

Emre'mi hangi sehrin pusuna kaptiracagimi ogrenmek uzere bilgisayarin basinda heyecandan olmek uzre bekliyorum.. Ve dua ediyorum.. Ucak; alip gitme sevgilimi..

Ankara - uzun donem.. Bu da kayitlara boyle gecsin - icime dogan basimiza gelmesin..

03 Aralık 2007 Pazartesi

Haftanin incileri

Artik bu blogu sirf bunun icin kullaniyorum gibi bi his var icimde ya neyse..

Cok bisey yazasim da yok, Turkce sarkim da yok bu hafta. Hayatin bir sey sunarken baska bir sey goturdugunu cok iyi bilen biri olarak sadece dua ediyorum. Ucaklara dua ediyorum, alip goturmesinler uzaklara diye.. Otobuslere inanmak istiyorum, sehirlerarasi yolculuklardan uzak kalmak istiyorum, en kisa mesafe neresiyse onu istiyorum..

Black Grass - Don't leave me this way.. Haftanin sarkisi da budur.

Gelismelerle cuma gibi karsinizda olucam..

Gitme; sonbahar oluyorum
Sonrasi hic...