30 Haziran 2008 Pazartesi

Massive Attack in da club!

Tiklim tiklim yogun bir haftasonundan sonra gunaydin!

Haftasonumuzun en guzel kismi sevgiliyle surekli beraber olmamiz ve Massive Attack konser biletlerini almis olmamiz oldu!

Walking through the suburbs though not exactly lovers
You’re a couple 'specially when your body’s doubled
Duplicate then you wait for the next kuwait

Karmacoma jamaica' aroma!!!



27 Haziran 2008 Cuma

Yol arkadasim - Sezen Aksu

Sezen Aksu'nun yeni albumu sonunda cikti. Onno Tunc icin yazdigi bir sarki var ki.. Giden birinin ardindan cekilen aciyi daha guzel anlatamazdi herhalde herhangi biri.. Ama o herhangi biri degil iste; Sezen Aksu! Eline, yuregine saglik..

Yol arkadaşım
Gördün mü
Duydun mu olup bitenleri

Kıskanıyor insan bazen basıp gidenleri
Yalnızlaşmışız iyice
Ustelik de alışmışız
Hiç beklentimiz kalmamış dosttan bile
Korkular basmış dünyayı, korkular
Simdi bir semtin adı vefa
Kutsal kavgalardan bile kaçan kaçana
Anlaşılır gibi değiliz
Tek bedende kaç kişiyiz
Hem yok eden, hem de tanık
Esaslı karmaşa

Ben sana küsüm aslında
Haberin yok
Koyup gittiğin yerde kötülük çok
Kime kızayım
Nazım senden başka kime geçer
Benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok

Sen başka alemi seçtiğinden beri
Ben o saniyede bittiğimden beri
Dünya bildiğin dünya, dönüp duruyor
Uzun uzun konuşuruz bir gün "son istanbul beyi"

Ben sana küsüm aslında
Haberin yok
Koyup gittiğin yerde kötülük çok
Kime kızayım
Nazım senden başka kime geçer
Benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok

Yol arkadaşım..
Nerdesin..

Sabahin korunde bagiran kadin tespiti!

Sunu gozlemledim:

Sabahin 8inde 10 dakika boyunca calan araba alarmina uyanmayan bir insan cama cikip "aaaaaaaaaay kapatin su alarminiziiiiiiiiii allah belanizi versiiiiiiaaaaaaaan" diye bagiran mahalle teyzesine cok rahat uyanabilir!

25 Haziran 2008 Çarşamba

THY iskencesi! (Ayip!)

Su an sadece TK1980 sefer sayili ucagin Londra'dan hareket edip etmedigini ogrenebilmek icin (internet sitesinde rotar yaptigi yaziyor ama saat kacta kalktigi veya kalkacagi yazmiyor.) THY'nin cagri merkezine ulasmaya calisiyorum. Ben tam bunu yazarken internet sitesini guncellediler ve ucagin 1 saat rotarli kalktigini ogrendim ama su 15 dakika icinde olan biteni paylasmak ister bu deli gonul:

Ucak (Londra saatiyle): 11:25
Internet sitesinde yazan tahmini kalkis saati: 12:00 (Ingiltere saati)
Kalkis saati: ---- (Bos birakilmis)

Simdi lutfen olan biteni dikkatle okuyun!

1) Cagri merkezi aranir, dahili numara vs. gecilip operatore baglanilir:

+ Iyi gunler, TK 1980 sefer sayili ucusunuzun kalkip kalkmadigini ogrenebilir miyim?
- Ayrilmayin, bir saniye

--- Operator muzigi --- (4 dk. civarlari)

Kulagimda telefon beklerken bir yandan internet sitesini kontrol ediyorum surekli. "Napiyosun?" diye soruyorlar ofisten, "Turkish Airlines" diyorum; "gecmis olsun" diyorlar!

--- Operator muzigi --- (7 dk. 52 sn. - telefonu kapatiyorum)

2) Tekrar araniyor ayni numara; tam telefon aciliyor:

--- Dit dit dit diiiiiiiiiiiiit / dit dit dit diiiiiiiiiiiiiit ---

Telefon kapaniyor!

--- Dit dit dit diiiiiiiiiiiiit / dit dit dit diiiiiiiiiiiiiit ---

3) Tekrar araniyor; operator baglaniyor, sinirliyim!

+ Iyi gunler; az once arayip 10 dakika kadar bekledim ve kimse cevap vermedi. Sadece TK 1980 sefer sayili ucaginizin kalkip kalkmadigini ogrenmek istiyorum.
- Tabi efendim, ama burdan ogrenemezsiniz, az once danismaya bagladilar ve acilmadi mi telefon?
+ Nereye bagladiklarini bilmiyorum, bir saniye dediler; 10 dakika beklemek durumunda kalip dayanamayip kapattim.
- Tamam ben baglayayim, ayrilmayin
+ Tesekkurler

--- Operator muzigi ---

- Alo?
+ Merhabalar, son 10 dakikadir TK 1980 sefer sayili Londra ucusunuzun kalkip kalkmadigini ogrenmeye calisiyorum.
- Londra?
+ Evet
- Onu burdan ogrenemezsiniz; ben size sekreteri baglayayim

--- Operator muzigi --- (2 dk. civarlari)

Kulagimda telefon beklerken bir yandan internet sitesini kontrol ediyorum surekli. Ekin de diger yanda Heathrow Terminal 3'un internet sayfasini kontrol ediyor kalkis bilgisi var mi diye.

--- Operator muzigi --- ( 5 dk. civarlari)

Surekli siteyi yenilerken sonunda ucagin kalkis bilgisini internet sitelerine girdiklerini goruyoruz. Bir bakalim ucagin kalktigini ogrendigimiz anda en basta gordugumuz tablo ne hale gelmis:

Ucak (Londra saatiyle): 11:25
Internet sitesinde yazan tahmini kalkis saati: 12:27 (Ingiltere saati)
Kalkis saati: 12:27

Lutfen yazinin basina donup ilk bastaki tahmini kalkis saatini ve en son tabloyu karsilastirin.

Boyle durumlar icin kullanilan - afedersiniz - "ayakta adam sikmek" tabiri vardir ama ben terbiyeli bir insan oldugum ve THY son derece kurumsal ve kimseyi kandirmayacak bir firma oldugu icin karsilasacagim baska terbiyesizliklere sakliyorum terbiyesizlesme hakkimi!



Landing in London

Az kaldi; ucaga binip o gri ve yagmurlu sehre tekrar gidecegim yakinda ve inerken dilimde bir sarki olacak.. (Aslinda buyuk ihtimalle Heather Nova - London rain de soyluyor olacagim; o ayri..)


I woke up today in london as the plane was touching down
All i could think about was monday when maybe i'd be back around
If this keeps me away much longer i don't know what i would do
You've got to understand it's a harder life that i'm going through
And when the night falls in around me and i don't think i'll make it through
I'll use your light to guide the way
'cause all i think about is you
L.A.'s getting kind of crazy
And New York's getting kind of cold
I keep my head from getting lazy
I just can't wait to get back home
And all these days i spend away
I'll make up for this i swear
I need your love to hold me up
When its all to much to bear
And when the night falls in around me and i don't think i'll make it through
I'll use your light to guide the way
'cause all i think about is you
And all these days i spend away
I'll make up for this i swear
I need your love to hold me up
When its all to much to bear
And when the night falls in around me and i don't think i'll make it through
I'll use your light to guide the way
'cause all i think about is you
...

Ne dedim ben? Ne dedim ben?

2 asagidaki yazidan alinmistir:

"Asil olay ise cumartesi aksami! Emre'nin dayisi, kuzeni, esi, cocuklari falan.. Aile yemegine cikiyoruz hep beraber. Resmi olarak ilk tanismam olacagi icin heyecanimi sormayin gitsin."

Sunu okuyup "Enemmmmmmmmm Emre'nin esi, cocuklari falan mi varmisssssssss???" diye dusunme olasiligini aklina getiren tek insan ben miyim? Bu kiz bu cocugun ailesiyle zaten tanismamis miydi diyen ben miyim? Bunlari dusunen tek insan bensem gectigimiz gunlerde Emre Altug'dan sonra baskasinin klibi cikinca "Emre Altug'un ustune bu adam gider mi ya?" diyen kankasina "Emre Altug'un ustune aslinda ben.. Neyse; ne gitcegini ben sana sonra bi ara ortalik sakinken soylerim nihaahhaha" yapan o muazzam insan da ben miyim?

Bazen cok edepsiz bir insan oluyorum. Sevgilim bunu okudugu zaman cok kizacak biliyorum ama icimde her soylenen seye belden asagi vurarak edepsizlik yapmak isteyen yaramaz bir kadin var ve simarmaya musait oldugu ortamlarda firsati hic kacirmiyor.

Asagiya bi diyalog yazmistim; bu simarma anilarim arasinda tavan yaptigim bir diyalog. Ama sonra sildim cunku sevgilim bunu buraya yazdigimi gorurse beni oldurur. Kendisinin de bildigi Murat Boz uzerine gecen bir muhabbet aslinda. Neyse.. :)

Boyle simarigimdir yani; bilgi vereyim dedim.

Sevgi, saygi, kaygi..

24 Haziran 2008 Salı

I want it! (Officine Panerai)


Simdi nerden, ne alaka, nasil falan ama ben su muazzam Officine Panerai saatlerinden istedigime karar verdim. Erkek saati olmalari durumu biraz ilginc kiliyor ve fakat inanilmaz saatler kendileri. Istiyorum ki sevgilime alayim, ceyizlik falan da olsa alayim; sevgilim pek saat takmaz ama alayim.. Ama gel gor ki su yukarda gormus oldugunuz saat 5900 $!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Lan siz manyak misiniz? Dalga mi geciyosunuz?

Officine Panerai Luminor Marina Automatic - tam olarak bundan istiyorum!!!!!

23 Haziran 2008 Pazartesi

Update

Caaanim blog,

Senden uzakta kaldigim surelerde sunu farkediyorum ki; ben seni ozluyorum! Birazcik sana olan bitenden bahsetmek istedim simdi.

Hareketli bir pazartesi ile haftaya basladik. 4 gun tatil ve olumune geyik yaptiktan sonra ofiste olmak garip geliyor. Kaldi ki ofisin gergin bir havasi var gibi geldi bugun nedense.. O yuzden yaptigim isten de keyif alamadim. Simdi saat 6 oldu; az sonra cikip hep beraber Cafe Pi'ye gidecegiz. Ondan once de pinpon oynanacak (hatta gencler basladilar bile).

Carsamba gunu Ingilteredeki ekibimizden biri geliyor. Carsamba aksami da mac var.. Kotu denk geldi; kizcagiz yalniz kalacak, kimse ilgilenmeyecek derken kesin cozumu buldum. Aksam bize gidip mac izleyecegiz. Zaten yalniz kalmak istemiyormus, korkutmuslar kizcagizi. Bu sirada annemin sahane yemekleri yenir, muhabbet edilir falan.. Sonra da bizde kaliriz beraber; ertesi gun de tekrar ofise. Muhtemelen persembe & cuma da yeterince yogun gunler olacak gerek is; gerek aksamlari bir yerlere gitme acisindan.

Cumartesi sabahi Bilgi Universitesi'nde MBA tanitim seminerleri var. Sabah Emre'yi Yenikapi'dan alcam; bir kahvalti yapip Santralistanbul'a gececegiz. Seminerden sonra tekrar misafirimiz ile bulusup ogle yemegi yer; biraz gezdiririz. Asil olay ise cumartesi aksami! Emre'nin dayisi, kuzeni, esi, cocuklari falan.. Aile yemegine cikiyoruz hep beraber. Resmi olarak ilk tanismam olacagi icin heyecanimi sormayin gitsin. Akabinde pazar gunu de tekrar misafirimizi gezdirme ve havaalanina birakma programimiz var. Baya hareketli olacak anlayacagin blogcum.

Bu arada bir kac hafta icinde sevgilicimle Ankara'ya gidiyoruz. Yakin bir arkadasinin dugunu var. Elbisemi aldim; cok guzel duruyor ustumde. Cuma gecesi beraber otobuse binip cumartesi sabahi dinlenip aksam dugunde boy gosterip pazar oglen ucakla geri donup arabayi alip Massive Attack konserine gececegiz. Farkindaysan blog cilgin atiyoruz su aralar.

Butun bunlar icinde az once Ece kankamla carsamba gorusmek uzre sozlestigimizi ama carsamba mac oldugunu farkettim. Kendisine bu sebeple burdan acik mektup olarak bunu persembe aksamina atmamiz gerektigini ve fakat persembe aksami da burda olacak misaifrden dolayi biraz gecikecegimi falan soylemek istiyorum; agzima sicacak! (Tabi buraya kadar okumus olursa!)

Burda durumlar boyle.. Temmuz ayi icinde de Londraya gidiyorum. Sevgilinin de eylulde Fransa durumu var. Benim de eylulde bi yerlere gitme durumum var. Ortalik cok karisik ve biz sozu kesebilecegimiz bir tarih bulamiyoruz su durumda; her zaman yaptigimiz gibi "kismet" diyoruz..

Yeryuzunde evlenme teklifinden sonra sozlenmek icin en uzun sureyi bekleyen cift olarak tarihe gececegiz. 1,5 sene oldu nerdeyse yahu?!

Sevgilimi cok ozledim..

22 Haziran 2008 Pazar

Helal olsun size!

Yazacak sey cok; persembe & cuma izin alip Tekirdag - Yeniciftlikteki yazligimiza kactim. Trafikten, stresten uzak; havuz & gunes & bira & arkadaslar dolu bir kac gun gecirip keyifli bir tatil yaptim. Sevgilimi cok ozleyip saclarimi oksadigini hayal ederek uyandigim sabahlari saymazsak gayet guzeldi. Tabi ki bu sureye damgasini vuran olay 20 kisi bir arada izledigimiz Turkiye - Hirvatistan maci oldu.

O neydi oyle?! Uzatmalarin o meshur son anlarina kadar "abi nasi mac bu boyle ya; ya napiyosunuz, nasil oynuyosunuz" diyerek kahrolduk. (Ben ara sira televizyonun dogru duzgun cekmiyor olmasina da kahroldum Bilic sebebiyle! :)) Hirvatistan'in golu gelince bir anda dagildi herkes. Kufur edenler, bagirip cagiranlar, Rustu'ye sovenler (o grubun icindeydim!).. 20 kisinin 10u bir anda ".... lan boyle maci; bitti iste!" diyerek evi terketti. Insanlar bira almaya inerlerken hala umudu olup geride kalan ve yuzleri asik bizlerden "gooooooooooooooooooooooooool!!!" diye ciglik kopunca ve ortalik inleyince bir anda 30 kisi olduk. Semih Senturk'u alnindan opuyoruz bu noktada. O nasil inanilmaz bir andi; nasil bir mucizeydi?!

Rustu kendini penaltilarda affettirdi neyseki. Son 3 penalti sirasinda yenecegimizin bilincinde; maci izlemeyi birakip kamerami calistirdim. Simdi izledikce futbolun bizi nasil guzellestirdigine, mucizelere inaniyorum. Gozlerimiz dolu dolu serefe yaptik; harika bir duyguydu.

Simdi Almanya'yi yenecegiz. Sonra da kupayi alip kendimizden gececegiz. Hadi guzel insanlar; butun kalbimiz sizinle!

18 Haziran 2008 Çarşamba

London Bridge is falling down?!

Yine yeni yenidenlerden gidecek olursak.. Aylar yillar sonra yine yeni yeniden London Bridge is falling down..!

Bu sefer kisa sureligine, kisacik sureligine hatta; esyalarimi alip isimi gucumu halledip geri gelecegim.

Simdi degil; daha var! Ama gidiyorum!

Istanbul trafigi - summer '08 (yine yeni yeniden!)

Her sene okullar kapandiginda oldugu gibi bu sene de tabi ki yol calismalari basladi. Avcilardan baslayip Topkapi'ya giden metrobus Mecidiyekoy'e uzatiliyor. Bunun yuzunden Topkapi'dan sonra 4 seritlik E5 bir anda 2 seride dusuyor ve bir de ustune orda calisan gorevliler yolu kesiyor falan!

Bu sabah Topkapi'dan sonra olan yol calismasinin trafigi Yenibosna'dan basliyordu! Ben cok sakinim; cok sakinim, hic sinirli degilim her yaz trafigin agzina sican insanlara, cok sakinim, cok cok cok...

Izin alip bikac gun tatile cikiyorum; cekemem trafik falan ulen!

Hello stranger!

Dan: I fell in love with her, Alice.
Alice: As if you had no choice? There's a moment. There's always a moment. "I can do this, i can give in to this, or i can resist it". And i don't know when your moment was, but i bet you there was one.

Closer

17 Haziran 2008 Salı

Marmara enformatik zor mu?

Bir genc arkadasimiz bunu google eylemis de gelmis bloga. Biraz bahsedeyim o halde:

2002 girisli bir Marmara Isletme Enformatigi mezunuyum. Simdi durum soyle; 1 sene Almanca hazirlik okuduktan sonra normal egitime basliyorsun. O 1 sene hazirlik hayatinin en guzel yili olacak; bunu sakin unutma! Bu sebeple her oglen dersin bittikten sonra o guzel kampusun Altigen isimli bambaska kantininde hayatini yasa, tiki ablalari seyredip dalga gec, aynalardan gencleri seyret, dersten cikip Fenerbahce sahiline in, Kadikoy'e yuru falan.. Takir takir da almanca konusuyor olacaksin; super!

Sonra bir anda Goztepe kampusunden salak sacma bir kampuse dogru yol aliyorsun. Spor akademisi ile beraber okuyacaksin bundan sonra! Kantine girdigin zaman bakislar uzerine cevrilecek, ufacik kantinde masa bulamayip disarda toz topragin icinde oturacaksin; sasirma! Zaten o ders kosturmasinda kantinde veya disarida oturacak zaman buluyorsan sevinirim senin adina. Ilk soku atlattiktan sonra birbirinden harika hocalarla ezbere dayali derslere, sinavlara gireceksin. Ilk vizelerden sonra "naptim ben?" diyebilirsin; yine sasirma! Butun bunlara yolda yeterince sasiracak vaktin olacak, bari okulda bunlari dusunme. Dersler bittikten sonra halin kalirsa Cengelkoy'e git; biraz deniz manzarasi izle, belki ise yarar..

Ilk 2 sene Almanca isletme ile ortak alacaksin tum dersleri. Bu dersler iktisat, isletme, muhasebe, maliyet muhasebesi, infoya giris falan olacak. 2 sene boyunca bilgisayar kullanmayi bekleme; bir ihtimal hocanin bir onceki seneden biraktigi 200 kisiyle beraber vize alacak olursan laboratuarda sinava girebilirsin, bir daha da pek isin olmaz orayla zaten.. Dersleri alttan ala ala devam ediyorsun diyelim, 3. sinifa geldin (kalma diye bisey yok zira; dersleri bir sonraki seneye tasiyarak devam ediyorsun).

Hayatinin "sictik!" dedigin donemi burdan itibaren basliyor. Bir anda almancan ezberden ibaret degil, mukemmel konusan bir insansin, yillarca Almanya'da yasamissin gibi projeler biniyor ustune yavas yavas. Hayatinda sunum yapmamis sen bir anda bir simulasyon odevinin almanca sunumunu yaparken buluyorsun kendini tahtada. Burda tahtayi mecazi anlamda kullanmadim; gayet tahta yani! Siralar da ilkokul sirasi! Iyi niyetli hocalarin yaninda kotulerini de tanimaya basliyorsun burda ve nedense kotuler hep baskin cikiyor.

Ve son seneye geliyorsun. Diyorlar ki tez yazacaksin ve her hafta 2-3 dersten projen olacak ve su olacak ve bu olacak.. Bizim donemden sonra tez doneminde derslerin kaldirildigini duymustuk gerci ama bunlari ilk ogrendiginde su oluyor tepkin; "Ben simdi okulu dondurup Almanya'ya gitsem; 1 sene orda kalsam, dillerini ogrenip geri gelsem sonra yapsam bu tezi, projeleri falan?"..

Sonra projelerle bogusurken bir bakiyorsun arkadaslarinla artik arkadas olmaktan ote kardessin. Hayatin beraber geciyor. Birinin tez sunumu varsa hepsi geliyor, biri proje hazirlayacaksa herkes onda kalip yardim ediyor. Sonra "e hadi napalim" diyerek tezden geciriyorlar seni ve mezun oldugun zaman sunu soyluyorsun:

Programlamaya dair hicbir sey bilmiyorum su an. Almancam yok. Isletme bilgim azcik var. Yapay zeka mi? Soyle bir gormustum; hayir 2 kez gormustum aslinda ama hatirlamiyorum. Proje yonetimi ve organizasyon? En belali dersim! E ben ne biliyorum????? Tebrikler! 5 sene ve hicbisey!!!

Sonra ilginc bir sekilde tesadufen zar zor verdigin tezinle ilgili bir konuda dunya muazzami bir ise giriyorsun ve dunyanin en guzel sirketinde essiz bir mutlulukla calisiyorsun.

Ozetlemem gerekirse; marmara enformatik zor mu? Zor! Ama bittikten sonra degdigini hissedebilirsin!

16 Haziran 2008 Pazartesi

Yorum-lu-yorum

Yazdiklarima yorum yapmaniz beni cok mutlu ediyor. "Blogunu takip ediyorum", "yazdiklarini cok icten buluyorum", "cok farkli yaziyorsun" vs. gibi seyler soyluyorsunuz; yeri geliyor elestiriler yapiyorsunuz. Inanin cok keyif aliyorum bunlari bilmekten. Bazen yorum yazdiginiz zaman unutup gidiyor ya da farketmiyor olabilirsiniz, bu yuzden belirtmek isterim; yorum yazan herkese mutlaka cevap veriyorum. Iyi ya da kotu; gonderilen her yorumu onayliyorum ve hepsine elimden geldigince bir seyler yaziyorum.

Ellerinize saglik; beni sizler yarattiniz! :)

Bu haftasonu neler yaptim?

Guzel ve yogun bir pazartesiden merhabalar efenim;

Sahane bir haftasonu gecirdim. Cumartesi sabahi 6 da kalkmak suretiyle sevgilimin kollarina kostum. Once Mudanya'da harika bir kahvalti yaptik. Deniz Feneri idi yanlis hatirlamiyorsam mekanin adi; tavsiye ederim oralardaysaniz, cok keyifli bir kahvalti yaptik.

Akabinde Tirilye'ye gittik. Orda sahilde biraz yuruyup bir cay bahcesinde otururken kayinpederim aradi; eve geri donduk. Sonra da Bursa'nin icinde biraz gezinip aksamustu feribotu ile de geri dondum. Uyuyarak gecirdigim yolculuktan sonra boynum tutulmus, sicaktan yapismis olarak Istanbul'a ayak bastim. Eve ugrayip ustumu basimi degistirip atimi batiya surdum sonra.. Gunes batarken, tek basima, ruzgar ufak ufak vururken, muziklerin en guzeli benimken cok keyifli bir yolculuk yaptim yaklasik 1,5 saat suren. Sonra en sevdigim, en cok ozledigim arkadaslarimi gordum; ictik, sahile inip keyif yaptik, dertlestik, konustuk.. En son sabah 6 civari "madem uyumuyoruz kahvalti yapalim" dedik. 9 civari yatip 2'ye dogru uyaninca bir sersemdim gerci ama o kadar keyifli bir gece gecirdim ki her seye degdi valla. Aksamustu de Istanbul'a tekrar donup Bilge kankama gectim; PS I love you izledim 2. kez, gozler doldu falan yine..

Boyle guzel bir haftasonundan sonra yogun bir is gunundeyim. Yorgun ve mutlu hissediyorum..

Iyi haftalar!

13 Haziran 2008 Cuma

Haftasonu, haftasonu..

Ne mutlu; bir haftayi daha bitirmis bulunuyoruz. Kismen kosturmali bir haftadan sonra yarin sabah 7.30 feribotuna atlayip sevgilime kosuyorum; cok mutluyum. Tabi bu saat 6da uyancak olmam anlamina geldigi icin bir kac bolum how i met your mother izleyip yatacagim. Planimiz Tirilye ve Mudanya uzerine kurulu bu cumartesi. Akabinde 17.30 feribotuyla geri donup Yenikapi hareketle Tekirdag'a; yazliga gidecegim. Bu mutlu haftasonunun 3 sebebi var yani; sevgilimi gorecek olmam, marvel hanimin su an itibari ile sehrine ayak basmis olmasi ve yazliga gitme sebebim Burcu arkadasimin Eskisehirden 10 gunlugune gelmis olmasi. Pazar gunu oglen donmeyi planliyorum ama gaza gelirsem donus isini biraz daha gec bir saate birakip biraz da havuz sefasi yapabilirim valla; hic acimam!

Sevgilimi cok ozledim; 2 haftadir kutlu pms haftam sebebiyle burnundan getiriyordum, gidip kocaman kollarina atlamak istiyorum simdi.

Bi de burnumdaki devasa sivilceyi kismen sikmayi basardim, yarisi gitti (gerci hala bir yarisi burnumun yaninda ikinci bir burun goruntusu yasatabiliyor!); cok mutluyum! :)

Herkese keyifli, guzel haftasonlari. Pazar; bilemedin pazartesi gorusmek uzere!

Beth Orthon - Precious Maybe

Bugunun guzel, anlamli, acikli, ayakkabilari elinde los sokakta yuruyen kadin sarkisi bu olsun...

Sometimes i get to thinkin', baby, when i'm all alone
I could maybe make it on my own
The more, oh, you set me free
The more attractive you seem to be

And my baby
My precious baby
You're my maybe
My only maybe

Sometimes i get to thinkin' when we're on the
Telephone
Are you really on your own
So more that you set me free
The more deceptive it gets to be

And my baby
My only maybe
You're my baby
My precious maybe

Sometimes i get a feelin' in every part of me
Nothin' is what it seems to be
The more, oh, you set me free
The more addicted i get to be

You're my baby
My only maybe
You're my baby
My precious maybe
Ooh, my baby
Ooh, my baby
My precious baby..

Tekila butun guzelliklerin anasidir demis miydim?


Dun gece gkhn ile bulustuk. Once bira ile basladik geceye. Sonra ben ordan bi suredir kalmakta oldugum Bilge arkadasima gectim. Her sene bu donem Bilge'ye yerlesiyorum da ben ailesi gittigi icin. Neyse orda absolut pears mi yapsak falan derken tekila sisesi meydana cikti. Obaaaaaaaaaa!!! Nasil guzel bisey; nasil kokusuna kurban.. "Haydi bakalim, hoooooop" diye diye cilgin attik shotlari. En son var misin yok musunda cocuk 200.000 ytl kazandiydi, sonra da Bilge sevgilisini arayip Attila Ilhan siirleri falan okudu. Sonra donduk, "of kanka superiz ya" konulu sacmaladik, sonra kankam kustu! :) Bunu bu sefer benim yapmamis olmam cok ilginc tabi :)

Sonra yataga yattik; ordan uykuya kadar gecen sureyi hatirlamiyorum. Muhtemelen bir seyler sacmaladim ama hic bi fikrim yok. Tekila cok guzel sarhos ediyor yahu?!

12 Haziran 2008 Perşembe

Marvel hanima ikinci acik mektup (daha ne kadar acayim be?!)

Yavru kusum, kuzucigim, o canini gonder bana!

Canim arkadasim benim, ne dertler cektin orda, simdi geliosun, o geldiin zamanda da nasi eglences bak.. ya da ne biliim seni cok seviyorum, gel de beraber aglayalim. ya olmadiii, geliosun ve mutluyum.

Aehurahurheaurea tamam saka yaptim. Ya ii ki geliyosun yavru kuzucigim, ne mutlu bana tralalala ama bu Lenny Kravitz konseri esnasinda (aha sivrisinek oldurdum tam bu esnada!) olcagin anlamina hala gelmiyo. Eger basimizi dondurerek ve bagirarak "why does it always rain on me??? Is it because i lied when i was seventeen" diye kendimizden gececeksek olur o Travis isi de digeri konusunda bilgim dahi yok kadin! Biz sizi Massive Attack'e alalim? Ama 13 temmuzda geliyolar; bilginize. Traviscan ne zaman geliyomus ki? Aslinda bizim bi arkadas vardi kaset neyin yaptiydi gidelim o konser falan veriyosa onu dinleyelim kac gundur bekleyen cicek neyin varsa gidip sularini falan verelim? Tralalalaaaaa!! Why does it always rain on meeeee? (Neden soz konusu insan sen oldugunda normalden fazla simariyorum ben?)

Canim atesli kuzum, bal nedir seker nedir?! Babam sozu ne zaman yapcagimizi sordu; senin gelis tarihini falan hesaplayalim derken senin ramazanda doncegini farkettik, ramazanda soz olmazmis kanka! Temmuz agustos falan da uffff cok da sicakmis. Galiba sensiz yapcaz lan sozu; burdan hareketle de "bok vardi gittin di mi kanka?!" deme hakkimi hala sakli tutuyorum!

Yarin aksam bu saatte gelmek uzeresin; cok mutluyum ama hala kizginim! Ama seni cok seviyorum! :)

Dans etmeye bocalayan Giz!


Evet tam olarak boyle bir duruma gectik gecenin ilerleyen saatlerinde. Dans etmeye calistigim kisi ofisimizin kurucusu :) Ortamin sebegi ve surekli dans edeni ben oldugum icin insanlari eglendirme gorevi benim uzerimden yuruyor tabi! Burda latin dans figurleri sergilemeyi ogreniyorum :) Arkadaki insanlarin nasil koptugundan hareketle yarattigim faciayi dusunebilirsiniz! :)

Gloria Estafen - Wrapped

Boyle sahane bahar esintileri tasiyan bir sarki cooook eskilerden.. Teknede pufur pufur ruzgar eserken boyle, gecenin basindaki kokteyl kisminda boyle, deniz isil isilken boyle, benim gozlerim mutluluktan parliyorken boyle, ortalikta dans ederken boyle..

Harika sarki yahu!

Dans etmek demisken.. Tekne partisinde nasil ortaligi dagittigimi belgeleyen bir fotograf ekleyeyim hemen uste!

Boone neden oldu? (Spoiler)

Muhtemelen Lost'u TNT kanalindan seyreden biri google'da "Boone neden oldu?" diye arama yapmis. Cevap veriyorum;

Kismet!

Bu blogda ne yoktur!

Bu blogda;

- ayak fetisi
- kaptan - hostes
- kayinpeder - gelin
- kayinvalide - damat
- doktor - hemsire
- doktor - hasta
- ofis
- patron - calisan
- okul
- ogretmen - ogrenci
- abi - kardes
- baldiz
- eniste
- uvey anne - uvey baba
- kamyoncu (!!!)
- otostop
- tecavuz
- ensest
- bondage
- zenci
- ..

vb. sex/sexs/seks/sexks ot bok hikayeleri, fantezileri yoktur! Ama su indexlerle ortaligi dagitip her gun "ohahahaha ne aratmislarrrr" diye eglenmeyi planliyoruz o ayri!

Marvel'e acik mektup!

Sayin Marvel hanim,

Bok vardi gittiniz Manchesterlara, bok vardi cunku yazin bu kadar konser varken ve daha da onemlisi ulan ben yazin sozlenecekken gittiniz!

Sevgili kuzucigim;

Buyuk bir hevesle "ooooo Lenny abimiz geliyomus" derken kendisinin 30 temmuzda aramizda olacagini bilmiyordum. Bilseydim sevinmez, hatunla gideriz "i want to get awayyyyyyyy i wanna flllllllllllly awaaaaaaaaaay" diye cigiririz diye mutlu olmazdim. Ama noldu? Sen yarin geliyor oldugun gibi temmuzun ortasinda da cat diye gidiyosun. Bok oldu Lenny konseri. Hatun seni doverim!

Ayriyetten; (genclige hitabe gibi oldu!)

Hesap yaptik; surda tarih istemeye gelinse, surda sozu kessek falan derken bir baktim sozun olcagi hafta hatun geri donuyor! Ulan marvel hanim; 1 hafta daha kalsaniz olmuyodu cunku di mi? Al iste; gelecegimize, mutlulugumuza mani oldun, eylulu beklicez simdi senin yuzunden!

11 Haziran 2008 Çarşamba

Disco boy

Su aralarin en eglenceli sarkisi seciyorum Shantel - Disco boy'u. Nasil kipir kipir, nasil yerimde duramiyorum; yabadaday yoboboboy i wanna be a disco boy obaaaaaaaaaaaaaaaa haydi bakalim!

bu hafta bunu sectim pikachu!

10 Haziran 2008 Salı

Kıskanç sevgili ve Sarp!

Gizem says:
yaban gülü diye yeryüzünün en aptal dizisi vardı çok eğleniyodum ben onu izlerken
Gizem says:
ama baktım yok şimdi
emre - ... says:
o ne ya
emre - ... says:
ehehe
Gizem says:
süper dizi
Gizem says:
kimse oyunculuk yapamıyo

Gizem says:
senaryo dökülüyo
Gizem says:
ama çok eğlenceli gülüyosun sürekli
emre - ... says:
ehehehe
emre - ... says:
kısmet degılmıs
Gizem says:
hıhım
emre - ... says:
ben seyredemedim hic
Gizem says:
boşver zaten

Gizem says:
ben de sarp oynuyo diye izliyodum
Gizem says:
ne dediiiiiiimmmm
Gizem says:
aerhuaehruahueahuehae
emre - ... says:
sarp kim lan
Gizem says:
lan denmez sevgiliye
Gizem says:
sarp'a da denmez
emre - ... says:
dalarım lan ikinizi de
Gizem says:
ehaurheaurheuarhuae
Gizem says:
dalarsın lan ikimizi de?
Gizem says:
anladım
emre - ... says:
kırırım kemiklerinizi manasında
Gizem says:
eaheaheahheahehaeha

Sarhoşluğun tanımı!

Nicedir bahsetmek istediğim ufacık bir anektod var. Mükemmel tekne partimizde ilk defa İstanbul'a gelen Nick aynı anda rakı, şarap ve bira denedikten hemen sonra teknenin arka tarafında arkasına yaslanmış manzaranın ve gecenin tadını çıkartırken ve neler içtiğini öğrendikten sonra şu kısacık diyalog geçti aramızda:

+ Are you drunk?
- No; i'm happy!

Duyduğum en basit ve aynı zamanda en güzel ifadelerden biriydi.

Master yapmaya karar verdim!

Sonunda master yapmak konusunda bir adim attim. Calisma kosullarimla ve isteklerimle en cok ortusecek seyin Bilgi Universitesinde e-mba yapmak olduguna karar verdim :) Simdi once parasi konusunda kafami toparlamam sonra da 2 adet referans mektubu bulmam gerekiyor!

Onerisi olan?

Cekistan?!

Returning Visits: 35
Visit Length: 3 hours 36 mins 54 secs

Location: Czech Republic

Hakikaten Cek Cumhuriyeti'nden misafirim var mi????? Varsa el kaldirabilir mi???

En cilgin sancilar tespiti!


Bobrek tasi sancisiyla acile kaldirildigim zaman doktor demisti ki bir kadinin cekebilcegi 2 agir sanci vardir biri dogum sancisi digeri bobrek tasi sancisidir.

Cok yuksek musadenizle bu listeyi kendi tespitlerime de dayanarak soyle degistirmek istiyorum:

Bir kadinin cekebilecegi en siddetli ve dayanilmaz agri listesi sudur:
1) Dogum sancisi
2) Allah belasini versin bobrek tasi sancisi!
3) Primolut-n takviyesi yapilmis regl sancisi

Dogum sancisi bana koymaz artik!

09 Haziran 2008 Pazartesi

Sigara & garson & cakmak tespiti!

Uzun suredir icinde bulundugum bir tespiti aktarmak istiyorum. Benim icin bir restorant, cafe vs.nin ne kadar iyi oldugu garsonlarin sigarayi cikardigim zaman ben cakmaga davranmadan sigarami yakmalariyla dogru orantilidir.

Buyuk yerlerin aksine genellikle esnaf lokantalarinda, hic beklemedigim restorantlarda falan aliyorum bunu. Guzel sey; hosuma gidiyor!

Boyle bir tespit!

Hangi telefonu alayim?


Oy kullanan kullanmayan herkese tesek... Kimse oy kullanmadi ulan! Ne bicim okuyucusunuz siz; gel oku git anasini satim, oh! Neymis; 9 kisi oy vermismis, 1i benim, 5ine zorla kullandirttim zaten!

Vazgectim telefon falan almaktan; yaptirdim N70imi, almiyorum telefon falan, kafama eserse sonra alirim!

(Oy kullananlara hakikaten tesekkur ederim saka maka! Ozellikle yorum yazan bir kac okuyucum var; onlarin gozlerinden opuyorum!)

Biradan midem bulaniyor nasil duzelir?

Super sahane istatistikleri incelerken bu sefer de bunu buldum. Her seferinde ilginc bir sey cikmasa sasircam zaten! Bu sebeple "biradan midem bulaniyor nasil duzelir?" diye arkadasina soru sorar gibi google aramasi yapan okuyucuya hemen cevap vermek istiyorum;

Kusunca gecer!

Gunaydin!

Yorgun, bezgin ve bunaltici bir haftasonundan sonra gunaydin!

Cumartesi Emre ile beraberdik. Uzerimdeki huysuzlugu kendisine yansitmakta gecikmedim tabi. Bu ara kimse bana dokunmasin, bildigim seyleri kendi halimde yapayim ve kimse ile konusmayayim istiyorum. Ama bir yandan da sevgilim surekli yakinimda olsun istiyorum.

Evde pek durmuyorum; kendimi huzursuz hissediyorum su sira. Arkadasima tasindim her sene bu donem oldugu gibi. Absolut armut iciyoruz mutemadiyen; milka'nin inanilmaz yeni cikan karamelli & findikli cikolatasini yiyoruz.

Calisasim yok, gezesim yok, oturasim yok, kalkasim yok.. Yaz depresyonu varsa ona giriyorum!

Bu hafta - hic umudum olmasa da - guzel bir hafta olur umarim.

Gune kahveyle basladim
Agzim kuru zihnim acik..

08 Haziran 2008 Pazar

s01e06 - slutty pumpkin


+ How do you do this, Ted? How do you sit out here all night on the roof in the cold, and still have faith your pumpkin's gonna show up?

- Well, I'm pretty drunk.


***
Oturup en bastan bilmem kacinci kez izliyorum how i met your mother'i ve iddia ediyorum; HIMYM gelmis gecmis en iyi dizidir!

06 Haziran 2008 Cuma

Kaç... Kaç... Sonra bir anda yıkıl!*


Caresizlik uzerine bir kac yaziya denk geldim bugun sozlukte. Ne kadar can yakici bir his oldugunu dusunmekteyim deminden beri (Tam bu noktada Billy Joel - Just the way you are dinleyerek yazmaya devam ediyorum).

Bir insanin bir felakete karsi koyacak gucunun olmamasi; bir insanin bile bile icinin parcalanmasini seyretmesi, bile bile karsisindakinin parcalanmasina tanik olmasi ve hicbir sey yapamamasi ne kadar aciklidir. Orda oylece durup bakarsin; sadece "ama.."lar dokulur gozlerden "ama" hicbir sey yapamazsin..

Biri hastalanir, biri gider, biri biter.. Kismet diyerek kacabilmek de nereye kadardir; ne kadar icine gomebilirsin acini?

Ne zordur caresizlik.. Ama..

(*Baris Birakci - Aramizdaki en kisa mesafe)

05 Haziran 2008 Perşembe

Coincidencia


Ispanyolcadaki en guzel kelime bence bu. Aslinda ispanyolca baska kelime bilmiyorum :) Buna da denk gelmistim; aklimda kalmis. Tesaduf anlamina geliyormus. Tesaduflere inanan bir insanim; hayatin insana hic olmadik yerlerde olmadik guzellikler sundugunu biliyorum, yasiyorum. Her ne kadar bu sirada baska yerlerden goturuyor olsa da onun mutlulugu bazen digerini bastiriyor. Cirkin tesadufler de var tabi hayatta; ben onlari sanssizlik olarak degerlendirmeyi daha uygun goruyorum. Ya da "kismet" diyerek aradan siyriliyorum.

Dun aksam bir anda radyoda Duran duran - come undone calinca hayata dair bir kac tesadufu dusunme firsatim oldu. Hic beklemediginiz anda duymaktan cok hoslanacaginiz ve orda gercekten calmasi gereken sarkinin caldigi oldu mu? Bunun nasil guzel bir tesaduf oldugunu bilirsiniz olduysa.. Biraz gerilere gidip bir yaz gunu arabada sevgilimle bu sarkiya denk gelip gulustugumuz gunu hatirladim.. Tesadufler...

Radyodan vazgecip mp3playerimi takarken icimden "su an Pj Harvey & Thomyorke - This mess we're in" calsa ne guzel olur diye gecirdim. Icinde 120 sarki olan ve randomda calisan bir mp3playerin acildigi anda istediginiz sarkiyi calma olasiligi nedir??? Gecenin en guzel aniydi belki de bunu icimden gecirirken o sarkinin calmaya baslamasi! Tesadufler...

2 sene once falan yazligin oralarda bir diskonun acilis gecesine gittik. Acik hava bir mekanda alabildigine insan, tiklim tiklim.. Havai fisek gosterisi yapilirken tabi ki havai fisegin bir parcasi kafama dustu!!!!!!!!!!!!!!!! Ofiste baslayan yildonumu partisinde patlatilan sampanyalardan birinin mantarinin ustumde son bulmasi gibi!!!! Bu da mi tesaduf diyecek olursaniz iste; hayir bu benim sanssizligim! :)

04 Haziran 2008 Çarşamba

Istanbul office rocks!!


Burda MM logosu ve nazar boncugu goruyoruz. Nazar boncugumuza rakibimizin imajlarina benziyor diyenler oldugu icin onun ne oldugunu belirtme geregi duydum. Google marker degil o!!! :) "Istanbul office rocks" yaziyor ayrica pastamizin uzerinde!

Bu henuz partinin basinda biz ofisteyken. Sampanya kadehimle cok mutlu durdugum farkediliyodur.


Bu da bizim masa. Gerci yemekler yendikten sonra ortada masa falan kalmadi; ortaliklarda gezindik mutemadiyen.

Asagi yukari boyle bir geceydi. Daha fazla fotograf isterseniz Ekin'in ve Ozan'in flickrlarina goz atabilirsiniz.

Happy birthday MM-ist!

Dun gece 1. yil partimiz vardi. Besiktas sahilinden sahane bir tekneye attik kendimizi (Sanzelize'dir ismi de, belki lazim olur ilerde), butun gece nasi dans ettim belli degil. Ayaklarim hala cok fena agriyo, ofisin yarisi hala gelebilmis durumda degil; karnim ac!

Harika bir geceydi tam anlamiyla. Uzun suredir bu kadar keyif almamistim bir organizasyondan.

Yakinda (halimin oldugu bir ara!) fotograflarla burda olcam!

02 Haziran 2008 Pazartesi

Tatildeydik!

Iste yogun istek uzerine tatil fotograflari:


Odanin goruntusu. Oda yataktan ibaret oldugu icin nazarimda :) Kenarda bavulumu yerlestiriyorum.


Red Kit, Daltonlar ve at var bu kisimda. Ne kadar eglendigimi gorebilirsiniz; bir de daltonlarin arasinda bir fotografim var ama orda Avarel'le bir ufaginin arasinda kalmisim cok gozukmuyorum (Avarel'den uzun bi insan degilim! Avarel kadar bile degilim! :))

Beach party oldugu aksam. Neden boyle etnik hint kiyafetleri icinde oldugumu soracak olursaniz sebep olarak cok soguk oldugunu ve yanimdaki tek uzun seyin bu konsept oldugunu soylemek isterim. Burda bas agrim, davay diye bagirip duran abla falan sebebiyle bi nebze de sinirliyim. Ama yine de pek sevimliyim!


Ayni yorgun geceden bir fotograf daha. Alkollu bir kokteyl iciyorum ama noldugunu bilmiyorum. Yorgun ama mutlu bir ifade var yuzumde!

Madem yagmur yagiyo, neden havuza atmiyorum kendimi?

Bu da son aksam icin hazirlik yaparken..

Butun resimlerde neden tek oldugumu merak ediyorsunuzdur. KISMET! :)