Dans etmeyi bilmezdim. Beyaz bir kelebek gokyuzune dogru yukselirdi, ben parmak uclarimda ziplardim sokaklarda. Sen arkanda biraktigin ruzgari hic bilmeden ellerin cebinde yururdun kendi yolunun isiginda. Arkandan sokak lambalarinin bir bir sondugunden haberin olur muydu? Seslenemezdim sana arkandan; elbisemin eteginden tutup kendimi; suruklenirdim.
Bir kis sarkisi hasretin
Yagan yagmurlar altinda
Kac siire konu oldu kimbilir ellerin
Beyoglu'nda son bir kahve ictigimiz aksam
Ben seni
Hic bir kafiyenin yetmeyecegi kadar zengin sevdim.
Dans etmeyi bilseydim sarilabilirdim golgene...
31 Ekim 2008 Cuma
Dans etmeyi bilmezdim
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: üç küçük nokta
3
...
Telefon elimde oylece durdum bir sure. Yolun karsisina gecip bir banka oturdum sehrin en sevdigim meydaninda. Buralardan gitmek elimdeydi. Belki de tek bir mesajima bakiyor olacakti benim icin hayatin geri kalani..
Cantamdan bir sigara cikardim. Denizin sesini, martilari seyretmeyi ozlemistim.
Bundan sonrasi icin ne canimin yanmasina gerek vardi, ne birilerinin kafasini karistirmaya.. Buyuyordum; buyurken aciyi yaratmamanin gerekliligini ogreniyordum. Ne kadar yaratirsam o kadar vardim ama yok olmak pahasina yaratmayacaktim bu kez!
Sigarami sondurdum, telefonumu kapatip cantama attim.
Kaldigim yere gidip bavulumu toplayacaktim. Bu kadari yeterliydi. Bilmedigim yerlerde bilmedigim acilari yasamanin, yasatmaya calismanin, bir sehri daha kendime kusturmenin bir anlami yoktu artik. Acisina alistigim sehirde beni bekleyen mutsuzluklar zaten olmaliydi.
Eve gitmek istiyordum.
...
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: mucizeler uzerine
Anadoluhisari Guzelcehisar Cafe
Tamam itiraf ediyorum; burasi konusunda cok objektif olamayabilirim zira sevgilimle iliskimizin resmi anlamda basladigi yer burasidir. 17.03.2007 tarihine anlam veren sabah kahvaltisindan sonra Guzelcehisar cafe benim icin cok ozel bir yer.
Menu: Haftasonlari brunch adi altinda gayet guzel acik bufe kahvaltisi var. 5 farkli peynir cesidi, kek, borek, receller vs. Kesinlikle basarili.
Hizmet: Calisanlar son derece ilgili. Masanizin temizligi, sizin rahatiniz gibi konularda ozen gosteriyorlar.
Manzara: Harika bir manzarasi var. Anadoluhisari'nda bir tepeden butun bogazi izleyebiliyorsunuz. Burasi da kalabalik oldugu icin cam kenari masa bulmaniz bazen biraz zor olabiliyor ama problem degil bakin soyluyorum, super yer. Yazlari oturabileceginiz acik kismi da gayet keyifli.
Fiyat: Acik bufe kahvaltinin fiyati Cumartesi 32,50 / Pazar 37,50. Bunun disinda bir bardak cay en son 3 TL idi. (Benzer manzarada benzer hizmet veren yerlere gore biraz pahali kaliyor gibi)
Keyif: Cam kenarindaki yuvarlak masalarda istediginiz kadar yayilabiliyorsunuz. Son derece genis, manzarasi sahane masalari var dedigim gibi.
Sevgilim bir de tuvaletlerinden bahsetmem gerektigini soylemis bir onceki degerlendirmenin yorumunda. Ama ben isin o detayini aklinda tutabilen bir insan degilim :) Yanlis hatirlamiyorsam bu kadar guzel bir yer icin biraz ufak ve bakimsiz tuvaletleri vardi ama ciddi problem olusturacak bir durum degil.
Puan: 9/10
Fotograf: www.guzelcehisar.com
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
30 Ekim 2008 Perşembe
Ata Demirer yorumuyla Kacak
Bir kere Sezen Aksu'nun besteledigi ve Ebru Gundes'in soyledigi Kacak sarkisini cok seven bir insanim. Ebru Gundes'i pek sevmiyor olsam da bu sarkiyi her duydugumda (buyuk ihtimalle Sezen Aksu etkisiyle) oyle bir dalar giderim.
Izlememissinizdir belki diye soyluyorum; bu haftaki Avrupa Yakasi'nda Ata Demirer harika bir yorumla soyledi bu sarkiyi. Ustelik atmosfer, sahne de sahaneydi (ah bir de kahkaha efekti koyulmasaydi keske!). Ata Demirer bana oyle geliyor ki bu sarkiyi soylerken icinde bulundugu Volkan karakterinin mutsuzlugunu yansitmaktan ziyade kendisinden bir seyler katti.
Deniz Seki'nin Madonna yorumu gibi olacak ama haddime olmamasina ragmen aradaki detone kisimlar biraz kulagima dokundu. Ama kesinlikle harika harika harika olmus. Hem Ata Demirer'i o ruh hali icinde izleyin hem de bu guzel sarkiyi bir kez de ondan dinleyin bence.
http://www.youtube.com/watch?v=72UI8g6IVfQ&feature=related
diye dusunmus Giz 3 kisi demis ki
cunku: sarkilardan fal tutmak
Ortakoy Beltas Cafe
Menu: Ozel bir kahvalti tabagi var ama cok net hatirlamiyorum acikcasi. Bunun disinda gayet genis bir menu var. Omletleri basarili, tavsiye ederim.
Hizmet: Ozel bir hizmet beklemeyin. Normal bir cafede ne bulabilirseniz bence burda da o var. Hatta kalabalik vakitlerde aksamalar yasanmiyor degil (normal olarak).
Manzara: Ortakoy'un butun guzelliklerine hakimsiniz tabi ki. Bogaz'in dibinde cok guzel bir manzarada oturabilirsiniz. Kalabalik oldugu icin deniz kenarinda yer bulmaniz zor oluyor haftasonlari ama bir kac masa geride olsaniz da gayet basarili.
Fiyat: Eger boyle bir manzara esliginde kahvalti yapmayi planliyorsaniz biraz para vermeyi gozden cikarmaniz gerekiyor tabi ki. Bir bardak cayin 2-3 TL civari oldugunu gozonunde bulundurun. Yine de ortalamanin ustunde oldugunu dusunmuyorum odenecek kahvalti parasinin.
Keyif: Genis masalarda yayila yayila kahvalti keyfi yapmayi seven bir insan oldugum icin cok da olumlu buldugumu soyleyemeyecegim. Kalabalikta standart masalarda kahvalti yapabilirim bana deniz manzarasi yeterince keyif verir zaten derseniz uygundur.
Puan: 6/10
Fotograf: www.bigglook.com
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi olmali (s09e01)

Daha once de bahsettigim uzre sevgilimle en buyuk keyfimiz cumartesi sabahlari beraber kahvalti yapmak. Haftaicleri degerlendiremedigimiz zamanlari haftasonlari kahvaltida sohbet ederek ve guzel seyler yiyerek harciyoruz. Diledik ki yeni bir bolum acalim; bu bolumde de gittigimiz yerlerden bahsedip kahvalti menusune, ortama, hizmetine gore puanlayalim. Hem okuyuculardan yeni yer tavsiyeleri alalim; hem de kahvalti severlere yardim edelim.
Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi olmali bolumune hosgeldiniz o halde!
Not: Fotograf; 1,5 aylik Londra seyahatim sonrasi annecigimin hazirladigi kahvalti sofrasina aittir ve tabi ki bu kahvalti gibisi en kral yerde bulunamaz!
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
2
...
Telefon numarami 3-5 kisinin bildigi bir sehirde tabi ki gelen mesaj ondandi. Uyku problemi cektigini ve sabahlari erkenden uyanabildigini boylece ogrenmistim. Telefonumu actigimi gorunce bir mesaj atmak istemisti soyledigine gore ve tabi ki kalbimi yerinden cikarcasina attirmak..
"Aksam rahat donebildin mi?"
Herhangi bir problem olmadan dondugumu ve guzel vakit gecirdigimi soyleyen kisa bir mesaj yazdim. Neden aramak yerine beni boyle heyecanlandiran mesajlasma yoluna gitmisti bilmiyorum ama ben ne kadar kisa cevaplar verirsem o o kadar diretiyordu konusmayi devam ettirmekte.
"Su an napiyorsun?"
"Yuruyorum. Ellerim dolu (koca bir yalandi; telefondan kalan zamanda ellerim ceplerimdeydi aslinda!) ve biraz isim var, baska zaman konusabilir miyiz?"
Galiba insan ne kadar asiksa o kadar eziyet etme hakki goruyordu kendisinde karsisindakine karsi. Canini yakmak, benimle ilgilendigi zamanlarda hic umursamiyormus gibi davranmak, gucum olsa cekip gitmek istiyordum ve arkamdan oylece bakakalmaliydi.. "Madem bu kadar seviliyor; o zaman bir o kadar da aci cekmeli ki esitlensin durum" diyerek onun adina karar veriyor olabilir miydim? Peki iki gundur tanidigim ve ortak hicbir seyim olmayan bir adami sadece once gulumsedi, sonra dokundu ve sonra da umursamadi diye sevebilir miydim? Ah tam bunları dusunurken gectigim sokaklar konusunda hicbir fikrim olmadigini farkettim. Bu kez haritasiz cikmistim ya; tabi ki kaybolmustum!
"Guzel bir gun gecir. Bir seye ihtiyacin olursa aramaktan cekinme."
Acaba bana onu arayabilmem icin bir bahane mi yaratiyordu? Yoksa bu sadece kibarligindan miydi? Cildirmak uzereydim; bu adam neden yaptigi her seyi bir bilmece gibi sunuyordu onume? Ustelik kaybolmus olmam bir tesaduf muydu? Bir sonraki mesaji hemen simdi yazmam gerektigini ima eden bir tesaduf?
Soylemeliyim; tesadufleri sevmem. Ama hayatimin en karisik doneminde karsima cikan bir firsat, karsima cikan bu adam, masanin altindan elime dokunan elleri, gulusu.. Ukala olusu bile umrumda olmayabilirdi; oylesine kaptirmistim kendimi. Su an yaninda olmaliydim biliyordum, her nerede yasiyorsa orda olmaliydim, deli gibi sevisiyor olmaliydik.
Ellerim tek iletisim bagimiz olan telefonuma gitti. Bir yandan hicbir seyi dusunmeden canim ne istiyorsa onu yapmayi amacliyordum - ki bu su an ona ulasip kayboldugum bahanesiyle ona gitmemi saglayabilirdi - . Fakat bir diger yanda olan biten her seyin ufak bir oyun oldugu dusuncesi vardi kafamda. Kadin - erkek oyunu oynaniyordu sanki aramizda hic konusulmamis olmasina ragmen; uzak durarak birbirimizi cekmeye calisiyor gibiydik satir aralarinda, eger butun gun sesimi cikarmazsam aksam cikip gelecegini hissediyordum.
Bir yanda sevgilisi olan bir adama gitmek istemenin caresizligi, bir diger yanda onun bana gelmesini beklemenin umitsizligi..
Elim telefonun tuslarinda; ismi ekranimda, bir mesaj daha atip atmamam gerektigini dusunuyordum...
diye dusunmus Giz 2 kisi demis ki
cunku: mucizeler uzerine
29 Ekim 2008 Çarşamba
Uc maymun

Bugun Uc Maymun'u izledim. Beraber gittigim arkadaslarim hareketli bir film bekliyolardi olsa gerek; pek memnun cikmadilar ama ben cok begendim. Normalde bu tip duragan sanat filmlerini pek sevmedigimi itiraf etmeliyim. Ama Uc Maymun bana belki Nuri Bilge Ceylan'in odul aldiktan sonra soyledigi "bu odulu tutkuyla sevdigim yalniz ve guzel ulkeme armagan ediyorum" sozlerinden dolayi cok samimi bir film geldi.
Bir kere cekimlere bayildim. Ben cok anlamam ama isik oyunlari, karanlik - aydinlik dengeleri, sephia tonlu goruntuler, yakin plan cekimler, hele de tren sahneleri.. Spoiler vermek istemiyorum pek ama Ismail ve annesinin salonda yaptiklari o cok basit konusma sahnesi favorim oldu butun film boyunca. Bu kadar mi dogal ve yalin olur ama bize ait seyleri anlatir..
Cok karisik bi hikaye degil. Hatta siradan ve basit bir konu. Bir sonraki karesi tahmin edilebilir bir senaryo bile denilebilir yer yer cunku hikaye tanidik. Zorlama diyaloglar yok. Basit bir konunun cok guzel cekimlerle ve az diyalogla ifade edilmesi var. Bir tek Yavuz Bingol'u yerine oturtamadigim bir cast var (belki kendisini turkuleriyle daha cok benimsedigim icindir). Bu arada Ismail'i canlandiran Ahmet Rifat Sungar cok guzel isler yapacak bana kalirsa, kesinlikle filmi surukleyen insan o oldu bence. Amator bir oyuncu olarak baslamis olmasina ragmen cok basarili bir oyunculugu var.
Filmin son sahnesi ise bambaska.. Odama poster olsun, duvar kagitlarima yansisin isteyecegim turden bir kare esliginde bitiyor Uc Maymun. Ben gidin gorun derim; Nuri Bilge Ceylan'a da yalniz ve guzel ulkesi adina bizi gururlandirdigi ve boyle guzel bir is yaptigi icin tesekkur ederim.
diye dusunmus Giz 3 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Ben bugun nasilim, yakin mi uzak miyim bennnnn, of ne bileyim!
Hava cok guzel.. Bugun sevgilimi gormeye gidecektim fakat dinlenmemizin daha iyi olacagini dusunduk. Hele Emre bu kadar yogun calisiyorken.. Ben de hala Snoopy pijamalarim icindeyim zira yeni uyandim ve saat su an 14:01.
Kafamda erken kalkip Yesilkoy pazarina gitmek vardi. Pazar gezmelerine bayildigimi hic soylemis miydim? Yesilkoy, Erenkoy, Kadikoy, Bahcesehir.. Kadikoy'e gitmeyeli yillar oldu gerci keza Erenkoy'e de oyle.. Sevgili askerdeyken cumartesilerimi Bahcesehir pazarinda gecirirdim. Bugun carsamba oldugu icin iste; Yesilkoy'e gideyim dedim ama galiba gec kaldim. Daha babamin dun getirdigi dag cilegi receli esliginde (ki buna da bayilirim) kahvalti yapicam, sonra sigara keyi yapicam, sonra hatta belki bi kahve keyfi bile yaparim ohooooo.. Saat 3 olur ve benim hazirlanma faslim da uzun sureceginden saat 4 falan olur. Gitmem de 4 bucuk desek, o saatten sonra bisey kalir mi ki acaba?.. Zaten 5te de hava karariyo hic sevmiyorum bu kis saati uygulamasini.
Hava cok guzel biliyorum ama sinemaya da gitmek istiyor bir yandan canim. Uc maymun'u seyretmek istiyorum; belki pazara gitmek yerine Migros'a gider orda Arby's manyagi bi insan olarak Beef n cheddar yer sonra da sinemaya giderim. Ama o zaman da bu guzel havayi kaciririm.
O zaman kahvaltimi disarida yapayim? Dag cilegi receline yazik olacak o zaman da ama? Haftaici ve cumartesileri evde kahvalti yapan bir insan degilim, dag cilegi receli icin pazara kadar beklemek de istemiyorum.
Of sevgili blog of; dur bi ayaklanayim sonra buluruz yapcak biseyler.. Evde oturulacak gun sayisi sinirli olunca ne kadar zor oluyor bu isler ya :) Uyandigimdan beri karar verme asamasindayim ve butun bu sureci Nil Karaibrahimgil'in Penti reklami icin yazdigi sarkiyi soyleyerek gecirmekteyim (ingilizcenin have been kalibini cok seviyorum bi de!). Yalniz o reklama Nil hic olmamis bence, o da ayri..
Ben bugun nasilimmmm yakin mi uzak miyim bennnnnn
Of ne bileyimmmmmmm
Optum kkthxbai!
diye dusunmus Giz 2 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
28 Ekim 2008 Salı
So tell the girls that i'm back in town!
Tepkiler yerini buldu, blogger geri dondu.
Cihan Karabagli ve Digiturk anti fraud ekibini selamliyoruz.
Devam edicez!
Once bi Bursa'ya gidip sevgilimi gormem lazim :)
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
27 Ekim 2008 Pazartesi
24 Ekim 2008 Blogger erisiminin engellenmesi by Digiturk
Canlarim;
24 Ekim 2008 gunu saat 16:00 itibari ile Turkiye'den bloggera erisim engellendi. Bir kac gun sonra da arkasinda Digiturk'un oldugu ortaya cikti. Bazi blogger servisli bloglarin internet uzerinden Lig TV yayini yaptiklari, Digiturk'un de bunu engelleyemedigi icin mahkeme karariyla komple blogger hizmetini ortadan kaldirttiklari ogrenildi.
Digiturk yayin haklari sebepli bir engellemeye gitme konusunda hakli olabilir fakat hepimiz bunun cozumunun "baska yolla ugrasmaktansa komple kapatayim da bitsin" olmadigini biliyoruz zira bu tip bir engellemenin insanlarin her seylerini internet uzerinden yuruttukleri bir donemde cok mantikli olmadiginin farkindayiz. Kaldi ki bir kac kisinin yuruttugu bir ihlalin binlerce insana mal edilmesi youtube, wordpress vs. gibi uygulamalarda da soylendigi uzere mantikli degildir.
Tam da yazma yetenegime kavusmaya basladigim zamanlarda burayi takip eden pek cok okuyucunun bilecegi gibi cocugum bildigim blogumun yazma ve okumaya engellenmis olmasi ciddi anlamda canimi sikiyor. Yazilarimin neredeyse hepsi yedekli, okuyucularim sagolsunlar mail atip neler olup bittigini soruyorlar vs ama su durumun beni ne kadar uzdugunu - sevgilim dahil - kimsenin anlayabilecegine inanmiyorum.
Kolaya kacip butun internetleri yasaklamaya giden Digiturk'u, bunu bu kadar basite indirgeyen kanunlari kinamaktan baska care yok elimde. Ben sirketim uzerinden erisebiliyorum bloguma fakat pek cok insan ciddi problemler yasiyor, okuyan insanlar keza oyle..
Bilindigi uzre engelleri asmak icin yontemler var. vtunnel.com gibi siteler bunlarin bir kismi. Bunun disinda gerekli yerde eksi sozlukten de bilgi alabilirsiniz. Korkum yakinda sanal ortamdaki - artik pek cogumuz icin sanalliktan ziyade gercek hayatin parcasi haline gelmis - pek cok sitenin ortadan kaldirilmaya calisilmasi. Ciddi anlamda dusunmemiz gereken bir durum var ortada ve gercekten ilerlemek yerine basa donuyoruz. Kaldi ki basa donsek belki daha ozgur bir platformda olacagiz artik; durum boyle ciddi bence..
RSS karsiti bir insan olsam da; yazdiklarima daha kolay ulasabilmeniz adina RSS feedlerimi acmak niyetindeyim. Boylece siz de rahatlikla okuyabilirsiniz. Eski keyfimle yazabilir miyim; onu hic bilmiyorum gerci..
http://feeds.feedburner.com/lady-in-disguise
Bir aksilik olursa eger; ladyindisguise@gmail.com adresinden de ulasabilirsiniz.
Dahasi bir aksilik olursa; her sey icin tesekkur ederim, kendinize iyi bakin!
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
24 Ekim 2008 Cuma
Plain White T's - Hey there Delilah
Cok eskilerde kalmis bir sarki olsa da boyle zaman zaman aklima eser. Bu aralar kardesimin favorilerinden oldugu icin evde siklikla dinlemeye basladik yine. Uzak mesafe asklarini ne de guzel anlatir, hele nakaratini mirildanmasi nasil guzeldir, sozleri nasil anlamlidir.. Buyrun:
**
Hey there Delilah
What's it like in New York city?
I'm a thousand miles away
But girl tonight you look so pretty
Yes you do
Time Square can't shine as bright as you
I swear it's true
Hey there Delilah
Don't you worry about the distance
I'm right there if you get lonely
Give this song another listen
Close your eyes
Listen to my voice it's my disguise
I'm by your side
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
What you do to me
Hey there Delilah
I know times are getting hard
But just believe me girl
Someday i'll pay the bills with this guitar
We'll have it good
We'll have the life we knew we would
My word is good
Hey there Delilah
I've got so much left to say
If every simple song i wrote to you
Would take your breath away
I'd write it all
Even more in love with me you'd fall
We'd have it all
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
A thousand miles seems pretty far
But they've got planes and trains and cars
I'd walk to you if i had no other way
Our friends would all make fun of us
And we'll just laugh along because we know
That none of them have felt this way
Delilah i can promise you
That by the time we get through
The world will never ever be the same
And you're to blame
Hey there Delilah
You be good and don't you miss me
Two more years and you'll be done with school
And i'll be making history like i do
You know it's all because of you
We can do whatever we want to
Hey there Delilah here's to you
This one's for you
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
Oh it's what you do to me
What you do to me..
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: sarkilardan fal tutmak
Sayenizde
Hatirlayabileceginiz uzere bir ara bir projenin testi icin blogu kullandim. O arada sabirla sayfanin daha yavas yuklenmesine falan katlandiniz, tesekkur ediyorum. Ben o haritalari sildikten ve proje teslim edildikten 2 hafta kadar sonra Microsoft yonetiminin de dahil oldugu bir gruba projenin en cok kullanildigi sitelerin raporu gonderildi. Bilin bakalim ilk sirada hangi site vardi?!?!?!?!
Su an onumde proje icin hazirlanmis dokumanlar var; "most popular 250 embedded maps" kisminin altinda kabak gibi en ustte 2000 kusur request ile lady-in-disguise.blogspot.com adresi yer aliyor :) Amma cok hit aliyormusum da farkinda degilmisim, hepinize tesekkur ediyorum canim okuyucum.
Reklam alsam siteye zengin olcam ama uzerinizden para kazanmaya calismak gibi bi edepsizlik yapmayi dusunmuyorum. En azindan simdilik! Dugun masraflari icin gerekli olcaksiniz bana; o zaman hallederiz :)
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Akrep burcunun ask hayati
24.10.2008 tarihli Hurriyet gazetesindeki Niobe kosesinden alinmistir.
---
Akrep burcunun aşk hayatı
Mıknatıs gibi bir çekiciliğe sahip Akrep burcu insanları, Zodyak’ta cinsellikle özdeştirilir.
Akrep tüm kaynakların ortak kullanımından sorumlu olduğu için, temel kaynakların başında gelen bedenin de paylaşılmasını sembolize eder. Akrep dışarıdan anlaşılmasa da son derece duygusaldır. Duygusal olarak aktif bir yaşantının sonucunda, aktif bir cinsel yaşamın da kapılarını rahatlıkla açar. Akrepler kendi çekim güçlerinin farkında oldukları zaman, bunu istedikleri insanları elde etmek için kullanmaktan hiç çekinmezler.
Akrep burcu insanı, karşısındaki kişiyi ilk karşılaştığı andan itibaren dayanılmaz şekilde, etki alanına alır. Oldukça çekici ve gizemli bir yapısı vardır. Aslında, yüzeyde görünenler sadece karşı tarafın görmesini arzuladıklarıdır. Direkt ve hatta biraz zorlayıcı görünebilir, fakat altta oldukça kırılgan ve hassastır. Akrep insanı aşkı çok ciddiye alır ve birlikte olduğu insanın kendini sevmesini, takdir etmesini bekler.
Sevdiği insanla her şeyi paylaşır
Birlikteliklerinin başında, daha kısa vadeli ve çok fazla derin olmayan bağlantılar kurmayı tercih eder. Çünkü Akrep insanları, yara almak ve incinmek korkusuyla insanları kendinden uzak tutmayı tercih eden özelliktedirler. Eğer Akrep uzun vadeli bir ilişkiye girmişse, eşine finansal ve duygusal anlamda emniyet vermek için mutlaka elinden geleni yapar. Akrep yaşamını geçirmek için seçtiği insana karşı oldukça kıskanç ve koruyucu bir tavır alır. Yaşamı boyunca sevgi verebilecek, zengin yürekli ve aradığı emniyeti sağlayabilecek bir eş arar. Akrep, sevdiği insanla her şeyi paylaşmayı, onun her anını bilmeyi ister.
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Teoman dinlerken..
Ekin az once bugunu Zeki Muren gunu yapmayi teklif etti ama ondan sonra Teoman gunu olmasina karar verdi.
Elimden geldigince dayanmaya calisiyorum. Once "O" caldi, simdi "Ask kirintisi" caliyor. Dedigim gibi; dayanmaya calisiyorum. Isin daha kotu yani, Teoman dinlemeyi ozledigimi de farkettim.
Ustelik simdi "mevsim sonbahar"..
Yaprakların
Döküldü önce
Rengin soldu ardından
Beni hiç
Düşünmeden sarıldın
Rüzgara gittin
Yağmur da yaşatmaz seni
Güneş de artık
Mevsim sonbahar
Gözlerinden anladım önce
Sonra sözlerinden
Hiç mi sevmedin
Hiç mi
Sevilmedin
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: sarkilardan fal tutmak
1
Kalkmaya zorladim kendimi. Yapacak hicbir isim; sabahin o saatinde kendimi vurabilecegim bos sokaklar disinda gidebilecek hicbir yerim yoktu gerci. Yine de hareket etmezsem orda oylece kalacagimi biliyordum. Gozlerimi acmaya calistigimda bir gece oncesinden kaldigini bildigim bir aci hissettim gozkapaklarimda. Odayi dolduran gunes isigina kufrettim icimden; sabah olmasini isteyen kimdi ki? Yeni bir gun.. Ve ben hala burdayim.. Gozum yastiga takildi; makyajimdan izler tasiyordu. Kalkmak istedim. Kalkmali, aynaya hic bakmadan odadan cikmayi basarmali ve suyun altina birakmaliydim kendimi; birakmaliydim aksin dakikalarca tepemden.
Her sey ne kadar bulanikti. Ne konustugumuzu hayal meyal hatirliyordum. Sonra sokakta iki ayri yone dogru ilerleyisimiz geldi aklima. Yo hayir; donup bakmamistim arkasindan. Demek ki o kadar sarhos degildim. Caresizligimi kendime saklamis olmam biraz olsun iyi hissettirdi. Cep telefonunun saatine bakmak icin elimi basucumda duran komidine uzattim. Telefonum yerinde yoktu. Aynaya bakmaktan mumkun oldugunca imtina ederek koridora gectim. Neyse ki bu sayede kalkabilmistim. Telefonumu kapinin yanindaki sehpada buldum; kapaliydi. "Sinirliymisim" dedim mirildanarak. Madem sinirlenmistim; o zaman bir anlami yoktu simdi de telefonu acmanin. Dusa girip makyajimin tamamen akmasini bekledim. Eger hatirliyor olsaydim eminim aglardim ama her sey o kadar silikti ki..
Tanisali cok olmamisti aslinda ama daha yeni tanisan iki insan icin gozlerimiz cok fazla sey anlatiyordu birbirine. Gorunurde oylesine edilen sohbetler aslinda bir sekilde farkli anlamlar iceriyordu ve dudaginin kenari hafifce yukari dogru kivriliyordu bir sey ima ettiginde. Aslinda topluca cikilmis bir aksam yemeginde sans eseri (!) yanyana oturmus olmasaydik ve yine sans eseri eli once elime sonra da masanin altindan dizime dokundugunda kalbim carpmaya baslamis olmasaydi belki bu sabah makyajim akmis olmazdi yastigima; ustumdeki incinmislik yerini normal bir sabah dinginligine birakirdi.
Suyun altinda kendime gelmeye calisirken parcalari birlestirmeyi denedim.
+ Burda kimseyi tanimiyorum ve haftasonlari yapacak bir sey olmamasi beni korkutuyor. Yalniz kalmayi sevdigimden emin degilim.
Koca bir yalandi oysa bu soyledigim. Beni taniyan herkes yalniz kalabilmek icin insanlari kirmaktan dahi cekinmeyecegimi cok iyi bilirdi. Ama eve yalniz gitmek istemiyordum o gece. Konusurken elimde olmadan dudaklarini izliyordum; bir seyler anlattigi zaman ellerini katmasina hayran kaliyordum. Bu gece onunla olmaliydim, o kadar imadan sonra bu gece sarhoslugumuza siginarak birbirimize karismaliydik. Ustelik daha bir kac gun once laf arasinda telefon numarasini vermisti ve ne zaman yalniz hissedersem aramami soylemisti.
Insanlarin duymayacagindan emin olmak icin etrafina bakti:
- Eger bunu sana eslik etmemi saglayacak bir bahane olarak goruyorsan, vazgec. Seninle gelmeyecegim.
+ Pardon? Az once vucut dilin cok farkli seyler soyluyordu ama?
Ickisinden bir yudum daha alip masaya bakindi. Ya hava almak istediginden ya da kacmak istediginden -ki aslinda o anda yuzunde durumun hosuna gittigini gosteren seytani bir gulumseme olduguna yemin edebilirdim halbuki - sigara icmek icin disari cikti. Arkasindan gidip gitmemek konusunda bir kac saniye kararsiz kalmis olsam da ve ictigim icki miktari her seyi ortecek olsa da kalkmadim yerimden. On dakika sonra geri geldiginde bir kez dokunabilmek icin deli oldugum saclari karismis duruyordu. Masanin diger ucunda bir kac kisiyle sohbet etti ve sonra yuzume dahi bakmadan yanimdaki sandalyeye oturdu. Ickisini bitirdiginde - ki bu esnada ben de ickimi bitirmis ve sersemligimi uzerimden atmistim - hafifce bacagina dokundum masanin altindan. Irkilerek dondu ve yuzume "hic anlamadin degil mi?" dercesine bakti.
+ Bir bahanen var mi?
- Bir kac bahanem var aslinda. Birincisi; hayatimda biri var. Ikinc..
+ Bu yeterliydi; gerisini duymama gerek yok.
Bir seyler daha soyledi sanirim; dudaklari kipirdiyordu ama ne dedigini hic hatirlamiyordum simdi dusununce. Galiba dinlememistim de zaten. Sigara bahanesiyle disariya cikarken bardan bir icki daha aldim. Kapinin onunde bir kac kisiyle konustum sanirim ve sonra ne oldu, ceketimi ne zaman giydim, kapinin onunde onu gordugumde ne yaptim, ayrilmadan once konustuk mu ya da gozlerine baktim mi, eve ne zaman ve nasil geldim; hatirlamiyordum..
Dustan ciktigimda gozume telefonum takildi. Telefon acilirken ben de kendime bir kahve koymak icin mutfaga yoneldim. Bir partiye gidecegini soyledigini hatirladim; o yuzden erken cikmasi gerektigini soylemisti galiba. Telefondan gelen mesaj sesini duydugumda o olduguna emindim aslinda ama yatak odasina dondum. Yastik kilifini cikarttim ve havluyu bir kenara birakip ustume bir seyler giydim. Sanki butun kemiklerim tenime batiyordu. Kendimi kandirilmis, istenmemis hissediyor olmak canimi acitiyordu. Telefonuma bakmam gerektigi aklima geldi. Gece yarisi attigi bir mesajdi; uyanik olup olmadigimi soruyordu. Eger uyanik olsaydim belki de bu sabah tek basima olmayacaktim. Onu ne kadar istiyor olursam olayim "iyi ki telefonum kapaliymis" diye dusundum. Uyanik olmasaydim da uyanirdim..
Kahvalti icin disari cikmaya karar verdim. Hava bu sehre gore fena sayilmazdi; hem belki biraz yurumek iyi gelirdi.
Ceketimi ustume gecirip disari ciktigimda cevap yazmakla yazmamak arasinda bocaliyordum. Belki "dun aksam telefonum kapaliydi, mesajini az once aldim" diyebilirdim ve sonra sohbet edebilirdik ya da hic cevap yazmayabilirdim ve bir dahaki olasi karsilasmamiza kadar onu unutabilirdim. Kendimi kandirmaya calistigimi farkettim zira bunlari dusunurken bir yandan da butun kanimin ona cekildigini hissedebiliyordum.
Bir anda irkildim. Cantamin derinliklerinden telefonuma mesaj geldigini duyuyordum cunku. O olamazdi? Bir gece once beni binlerce parcaya ayirip hic umrunda degilmiscesine hayatinda biri oldugunu soyleyen ve sonra hatirladigim kadariyla geceye baska yerde - ve kimbilir kimle - devam eden bir adam, ustune ustluk sehirde kahvalti edecek bir yer dahi bulamadigim bir saatte bana ulasmayi dusunmezdi. Telefonumu cantamdan cikardim.
...
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: mucizeler uzerine
3, 2, 1 - kayit!
Baska amaclarla yazmaya basladigim bu blog bir yerden sonra gunluk haline gelince ve ben de yazma yetenegimi kaybettigimi dusununce rahatsiz oldum ve eskisi kadar iyi olmayacagini bilsem de bir yerden baslamak istedim. Nicedir kafamda olan bir projeyi sanal hayata gecirebilmek icin de bu aksam istek duydum.
Sozlukte "eve gitmek istemek" diye bir baslik gordum bu aksam. Birebir ilintili bir yazi yazmak yerine isi biraz uzun tutmak istedim ve eve gitmek istemenin nasil bir duygu oldugunu bana tattiran sehir Londra'dan yola cikmaya karar verdim.
Yeni bir bolum olusturuyorum. Daha dogrusu olusturuyoruz yardim ederseniz. Bir oykuye baslamak niyetindeyim. Ben sehri anlattigim sebepten Londra olarak kurdum kafamda ama siz karakterleri istediginiz yere gondermekte serbestsiniz. Bazen tek bir cumle, bazen uzun bir bolum yazacagim. Benim biraktigim yerde fikirlerinizle bana yardim edin ve beraber yonlendirelim hikayeyi. Simdilik "mucizeler uzerine" koyalım bolumumuzun adini; bu kategori altinda ilk bolumuyle baslayalim nereye gidecegini hic bilmedigimiz bu oykunun.
Uzun yazilar okumaktan hoslandiginizi sanmiyorum. O yuzden bundan sonrasini daha kisa tutmaya calisacagim. Sadece yardiminiza ihtiyacim var.
Hazirsak basliyoruz.
3, 2, 1 - kayit!
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: mucizeler uzerine
23 Ekim 2008 Perşembe
Ally McBeal s01e19
Georgia: Ally?
Ally: Hmm?
Georgia: What makes your problems bigger than everyone else's?
Ally: They're mine.
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
An ki fiskiyesi sonsuzlugun...
Cuma gunu anne & babanin 25. evlilik yildonumu. Bu ozel gecede gidilecek yemege kim davetli? Tabi ki sevgili!
Daha guzeli ne? Cuma gecesi sevgilinin - ailemin ozel davetiyle - bizde kaliyor olmasi!
Daha da guzeli ne? Cumartesi gunu oglen ayni ekip yola cikip Bursa'ya; diger evime gidiyor olmamiz!
Emre'yi annem, babam ve kardesim ile ayni masada gormek beni hayattaki her seyden cok mutlu ediyor, biliyor musunuz? Normalde 4 kisilik olan ailemizin kendi icinde ufak bir degisime ugrayip 5 kisilik - birbirine bagli - 2 aileye donustugunu goruyorum, Emre'nin aileme olan saygisini ve bizimkilerin Emre'ye olan sevgilerini goruyorum, Emre'yi salondaki masada babamin yaninda otururken her gordugumde ya da bir aksam yemeginde babamin karsisina Emre - annemin karsisina da ben oturdugumda neden bilmiyorum ama buyudugumu hissediyorum; hayatimin nereden nereye yonlendigine bakip verdigim kararlarla ve secimlerimle gurur duyuyorum..
... Keske yalniz bunun icin sevseydim seni
diye dusunmus Giz 3 kisi demis ki
cunku: üç küçük nokta
20 Ekim 2008 Pazartesi
Benim annem - hakikaten de - guzel annem
Asilligimi, guzelligimi ve fotojenikligimi kimden aldigimi anlayin diye koyuyorum bu fotograflardan bir kac ornek :)

diye dusunmus Giz 5 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Sırada kim var?
Bugün ünlüler listeme Fıs fıs İsmail diye bilinen ambulans şöförü adamı da ekledim. Adını falan bilmiyorum, kusuruma bakmasın. Şirketin ordaki kargocudan çıkarken gördüm, emin olamadım gerçi ama oydu yani.. Listeyi tamamlama yolunda adım atıyorum; n'olur bi gün Nihat Doğan ve İsmail YK ile karşılaşayım.
O zaman şahane bi listem olmuş olacak kesinlikle.
Not: İçime sinmedi; ismine baktım. Süleyman Yağcı imiş kendisi. Yine de fotoğraf eklememek daha iyi olur galiba blogun bütünlüğü için, zaten hepiniz tanıdınız bence.
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
18 Ekim 2008 Cumartesi
Shia Labeouf
diye dusunmus Giz 13 kisi demis ki
cunku: güzeller içinden..
16 Ekim 2008 Perşembe
Karaoke gecesi!
Saat 6'da gunu bitiriyoruz, saat 7'ye kadar ofis dahilinde iciyoruz, saat 7'de de cikip Taksim'e gidiyoruz ki saat 8'deki karaoke gecemize gidebilelim.
Uzun ugraslar sonucu ofistekileri organize edebildim, bu gece 8-11 arasi Karaoke Klub'da Fetish Room isimli odada boru esliginde dans edip sarki soyluyor olacagiz. Soylemeyi planladigim sarkilar arasinda tabi ki I will survive, tabi ki One way or another ve yine tabi ki U oughta know var.
Ilerleyen gunlerde fotograflarla buralarda olacagim! Cok eglenceli olcak!
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Hoooosgeeeeldiiiiin Ekiiiiiiin (terapi gruplarindaki tonlamayla lutfen!)
Sag taraftaki menude ufak bir degisiklik de takip ettigim ve edilmesini tavsiye ettigim insanlarin arasina Ekin'in de girmis olmasi. Bunca zamandir size bahsettigim arkadasimi artik daha yakindan izleyebilirsiniz. Kendisi agirlikli olarak cektigi guzel fotograflariyla susledigi blogunda hayattan kareler ve onlarin yansimalariyla ilgili guzel seyler anlatiyor. Ben de yorumlarimla bol bol orada olacagim.
Bence denemekte fayda var!
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Blogumdaki degisiklikler hakkinda
Gectigimiz gunlerde - bir hayli bos vaktim olmasindan mutevellit! - blogumda gozle gorulur degisiklikler yaptim (Herhalde gozle gorulcek, komple degistirdim blogu!). Biraz bahsedelim; neler oldu, neler bitti.
Oncelikle temasi degisti. Guzel; yesil bir tema sectik Ekin'le beraber. Yazi fontlarini da degistirdim birazcik. Bir de yukariya guzel bir header attim; kelebekli heleley moddan biraz daha street girl moduna gectim.
Sag taraftaki gorunumu degistirdim. Bolumlerin sirasi, bazilarinin icerigi degisti. Oncelikli olarak kim oldugum konusunda bilgi sahibi olun ve ulasabilmenizi saglayacak mail adresi gorunurde olsun ve bir sonraki adimda da yazdiklarimla takip ettiginiz hayatimi fotograflarimla da takip edebilin istedim ve flickr adresimdeki fotograf albumumu en uste aldim.
O anda blogda kac kisi oldugunu gosteren istatistigi kaldirip attim ve bununla beraber ziyaretcilerimin istatistiklerini tuttugum kismi da attim. Gonul rahatligiyla siteye girip cikabilesiniz diye yaptim, kiymetimi bilin :)
Bunlarin disinda blogu RSSten takip eden okuyucularima da bir surpriz hazirlayip blog ruhundan uzak, RSS uzerinden takip etmek yerine buraya buyurup yesil fon esliginde daha bir ortamin havasini soluyarak (ne soluyolar yahu, blog bu?!) blogumu okumalarini tercih edecegimden RSS ozelliklerimi degistirdim. Artik sadece yazdiklarimin bir kismini gorebilecek, seksi fotograflari icin bloga geleceksiniz. Bloggerin RSS ozelligini kullanip takip ettigi bloglara yeni bir sey yazildiysa hemen o sayfaya yonlenen biri olarak her zaman yerinde gormenin daha basarili oldugunu dusunuyorum. Ayrica RSSten takip edecekseniz onla bile ugrasmayin; bana haber verin, ben size yeni yazi yazdigimda mail falan gondereyim. Gelin okuyun be! Allalla!
(Ekin, Ece sozum sizeydi! Asabiyim!)
Degisiklik guzeldir, degisiklik candir. Geri kalan her sey icin lady in disguise.. (?)
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
The end of the world (Ally Mcbeal s01e15)
Why does the sun go on shining?
Why does the sea rush to shore?
Don't they know it's the end of the world,
Cause you don't love me anymore?
Why do the birds go on singing?
Why do the stars glow above?
Don't they know it's the end of the world?
It ended when i lost your love.
***
Billy: Will you ever forgive my letting go?
Ally McBeal: I'll forgive it. But I' m still not sure I'll ever understand it..
***
I wake up in the morning and i wonder
Why everything's the same as it was
I can't understand, no i can't understand,
How life goes on the way it does!
Why does my heart go on beating?
Why do these eyes of mine cry?
Don't they know it's the end of the world?
It ended when you said good-bye.
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: sarkilardan fal tutmak
15 Ekim 2008 Çarşamba
Lost ve hayat uzerine (?)
Son derece Lost sever bir insan olmama ragmen bugün ofiste geçen ve "ohaaaaa puhahahahaaaaaa" etkisi veren bir diyalogdan bahsetmek isterim.
Ön bilgi: Test ekibinin masasi action figure adi verilen ve cogu Ekin'e ait olan (iclerinde sadece pole dance yapan striptizci noel hatun benimdir!) oyuncaklarla doludur. Ingiltere ofisinden Istanbul'a tesrif eden son derece melodik iskoc aksanli Ihsan; tek tek oyuncaklarimizi inceleyip hangisinin kim oldugunu soylemektedir. Sira Lost karakterlerinden Mr. Eko'nun figurune geldiginde tanimadigini soyler.
Ekin: So, you don't watch Lost? (Lost izlemiyorsun yani?)
Ihsan: No, i have a life! (Hayir, benim bir hayatim var)
diye dusunmus Giz 3 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Boyle olmamasi gerektigi icin..
Dido - White Flag esliginde yazilmistir.
Edit: Ozel bir anlam icermemekle beraber yazma yetenegimi tekrar kazanmaya calisma asamasinda ortaya cikmis yazilardan biridir. Altinda bir sey aranmamalidir. ("Sen sozlusun lan, ne bu?" diyenlere onemle duyurulur!)
---
Cocukluguma geri donuyor gibi hissediyorum dusundukce. Ilk askin o hem can yakan hem korkutan kalp carpintisi, opucukten onceki yakinlasmanin hem seytani hem masum heyecani.. Bir daha yasayabilecegimi asla dusunmedigim ne varsa tek bir bakisinda hucrelerime dolar gibi..
Ve biliyorum; bu boyle olmamali. Bunu sana ben soyledim hatta. Bir daha seni opmemeliyim, sana bir daha dokunmamaliyim dedim. Cunku ellerimi avcunun icine her biraktigimda, benim icin endiselendigin anda, kapinin onunde karsilastigimizda yuzumu ellerinin arasina aldiginda, sabahlara kadar konustugumuzda biliyordum nasil bir cikmaza girecegimizi.. Ve bir o kadar iyi biliyordum seni sevmemem gerektigini; sen yasaktin cunku. Her seyi zorlastirabilirdim senin icin ve ben seni; mutsuz ve caresiz olmani istemeyecek kadar cok seviyordum. Bunu sana hic soyleyemedim.. Bunun yerine sadece boyle olmamali diyebildim ve sen de izin verdin boyle olmamasina. Oysa sanmistim ki..
Gecelerin bu kadar sessiz olduguna inanamiyorum simdi. Kac kez denedim ortaliga sacilmis kullerin icinden gecip sana dogmayi. Kac kez seni tekrar gorebilmeyi istedim ve kac gece senden bir kucuk “merhaba” bekledim; olmadi.. Ben icten ice devam ettim seni sevmeye; sense bunu bilmiyormus gibi davranmaya.. Sonra bir veda dahi etmeden oylece “peki” dedin ve gittin.. Oysa sanmistim ki.. En azindan bir kez daha operdin gitmeden ve sonra bir kez daha ve sonra kalirdin..
Cok caresiz hissediyorum. Cikisi olmayan bir labirentte gibiyim; mantigimla kalbim savasiyorlar gece gunduz ve ben her dakika seni ozleyerek devam ediyorum hayatima. Ve bir zamanlar geceyi gunduze katan iki insanin boyle yabanci olmasini sindiremiyor caresiz yuregim. Hala sabahlari senin gunaydinin ile uyanacagimi saniyorum; hala iyi geceler opucugunu bekliyorum yataga girmeden once.. Canim yaniyor ve tipki seni sevdigim gercegi gibi bunu da bilmiyorsun. Bitti bile demedik birbirimize oysa? Kendiliginden yandigi gibi sondu mum bir kenarda.. Ustum basim kul icinde.. Canim yaniyor..
Yuregim dayanir mi bir kez daha gormeye seni; bilmiyorum. Bazen senden bahsediyorlar insanlar; bazen ben bile bahsediyorum senden hicbir sey yokmuscasina. Bazen bir kitapta adin geciyor, bazen bir sarkida birbirimize gulumsedigimizi hatirlarken o sarki calmaya basliyor, bazen oylece gozumun onune geliyorsun.. Hangi tesadufe sarilip aglamam gerektigini bilemiyorum geceleri, sana sarilmis olmak istiyorum.
Yine de dimdik durmaya cabaliyorum. Yine de ne senin onunde ne baskalarinin onunde izin vermiyorum acimin gozlerimden yansimasina. Belki bir otobus duraginda sana benzeyen birini gordugumde ya da belki elimi ilk tuttugun yerin onunden gecerken.. Ama daha fazlasi degil; bilmelisin. Seni sevdigimi bilmedigin gibi bilmemelisin nasil parcalandigini icimin ve belki bir gun yeniden tutmalisin elimi, beni korumak icin sarmalisin yuregimi ve yine opmelisin.. Yine.. Hep..
Boyle caresiz yuregim.. Boyle sende..
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış.., sarkilardan fal tutmak
14 Ekim 2008 Salı
Nolur PMS olsun..
6 yaşıma geri dönmek istiyorum.
Her şey; bütün hayatım çok daha farklı olabilirdi ve hiç bu kadar huzursuz olmazdım..
Nolur bana bunu düşündürten şey pms olsun, nolur bi anlık bişey olsun ama biliyorum; içimde biriken onca şeyin artık dayanamadığı yer burası ve ben 6 yaşıma geri dönüp o kararı vermemiş olmak istiyorum.
Huzur istiyorum..
diye dusunmus Giz 2 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Degistik!
Muhtemelen bu da nereden cikti diyeceksiniz ama tahmin edeceginiz uzre degisiklik vakti gelmisti. Umarim begenirsiniz.
Biraz da boyle kalsin.
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Seksenlerin sonu - doksanlarin basinda cocuk olmak
Seksenlerin sonu - doksanlarin basinda cocuk olmak uzerine pek cok sey soyleyebilirim. Hissettiklerimin, ozlediklerimin buyuk bir kismi sozlukteki basliklarda, ordan kopyalanip donen maillerde falan ele aliniyor zaten. Ama bunlarin icinde en ozel iki tanesi vardir ki benim icin bambaskadir hatiralari:
Fame City - Cocuklugumun en guzel yeri. Neredeyse her haftasonu mutlaka gidilen, toplarin arasinda cilginca ziplanilan, hazine arama calismalari yapilan yer. Cocuklugumun en guzel hatirasi, en en en guzeli yahu!
Susam Sokagi - Okuma yazmayi 3,5 yasinda ogrendiysem, Minik Kus ve Kirpik hayatima damga vurduysa bunun sebebi Susam Sokagi'dir. Susam Sokagi candir (yine olsa yine izlerim!).
Bugun Ekin ile cocuklugumuza donup muzlu puding aldik. 8-9 yaslarindaki samsalak halime donup keyifle yedim, sonra bi de ustume doktum tabi ki :)
Cocuk olmak guzel seydi velhasil..
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
13 Ekim 2008 Pazartesi
Mamma mia, here i go again (vay vay, sana nasil direneyim?!)
Cumartesi gecesi sevgiliyle Mamma Mia yollarina dustuk. Acik konusayim, ABBA hayrani degilim, sarkilarini da cok bildigimi sanmiyordum ama dinledigim her sarkida "aaaa ben bunu biliyomusum" dedim muzikal boyunca.
Istanbul Gosteri Merkezi son derece buyuk bir yer. Otoparki bulana kadar bi sizlandim zaten. Akabinde yerlestik koltuklarimiza ve fakat 2 koltuk fazla koyalim diye bu kadar mi rahatsiz koltuk yapilir yahu? Neyse dedim, nasil olsa dans edecegiz, Dancing Queen esliginde Ally McBeal dansi yapacagiz; problem degil.
Basladi muzikalimiz, sahneye hakim bir yerde oturmamiza ragmen mekan o kadar buyuk ki kafayi bi saga bi sola ceviriyorum butun sahneyi goreyim diye o mesafeden, o da neyse. Yahu butun muzikal boyunca oturulur mu??? Biraz tempo tutun, bir kipirdayin di mi? Yok! Bu arada sahnenin iki yanindaki ekranlarda turkce ceviriler veriliyor. Tamam, guzel ama "My my, how can i resist you?" kismini "vay vay sana nasil direneyim?" diye cevirmek ne demektir?!
Oyuncular cok basarili, hic bir hata yok adamlar takir takir oynuyorlar, gosteri cok keyifli, sarkilar ne guzel uymus her sey guzel. Sonunda nikah sahnesinin akabinde alkislar esliginde ayaga kalkti seyirci. Kalktim, dancing queen esliginde Ally dansi yaptim. Gerci bu esnada Melis'in basina trajikomik bi olay gelmis, olayin ruhundan bihaber seyirciyi de ayrica tebrik ediyorum.Yazimi msn avatarima hayat veren favori ABBA sarkim Dancing Queen ile bitiriyorum:
You are the dancing queen, young and sweet, only seventeen
Dancing queen, feel the beat from the tambourine
You can dance, you can jive, having the time of your life
See that girl, watch that scene, dig in the dancing queen!!
diye dusunmus Giz 2 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
12 Ekim 2008 Pazar
PMS ve beraberindekiler
diye dusunmus Giz 2 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
10 Ekim 2008 Cuma
Yine yeni yeniden - piyano..
diye dusunmus Giz 4 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Tolga Abi ve Hugo

Ogle yemegi sirasinda aklima ne geldi:
Travmatik cocuklugumuzun bir belirtisi olan Hugo'nun Tolga abisini en meshur oldugu donemde Metro Grossmarkette gormustum yillar yillar once. Buyuk bir Hugo fani olan ben hemen yanina kosup en salak sacma halimle "Tolga Abiiii, Hugo nerdeeeee?" diye sormustum. (Burdan hareketle Hugo'yu gercek sanan salak bi cocuk oldugum cikariminda bulunabilirsiniz keyifle.) Kendisi de en sevecen haliyle "Hugo evde dinleniyor" demisti ve inanmistim.
Of Tolga Abi of; bu kadar salak cocuga neden gercekleri soylemiyosun da onu bozmadan "Hugo evde" diyorsun? Yillarca Hugo'yu gorme umuduyla yasadim ben.
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Ebru Cundubeyoglu

Normalde guzeller icinden bolumune tas gibi erkekleri koyuyorum ama Ebru Cundubeyoglu icin bir istisna yapacagim zira kendisini inanilmaz derecede basarili, guzel ve asil buluyorum.
Bu kadar :)
diye dusunmus Giz 3 kisi demis ki
cunku: güzeller içinden..
Boregimizi kim ismarliyor?
Cuma sabahlari ofise gelen borek hususunda Ekin'in tespitidir:
Boregin parasi Cihan'dan cikiyor.
Cihan parayi Cuneyt Bey'den aliyor.
Cuneyt Bey parayi firmasindan aliyor.
Cuneyt Bey'in firmasi masraflari Multimap'e fatura ediyor.
Multimap'in parasi Microsoft'tan geliyor.
Microsoft parayi Bill Gates'ten aliyor.
Bu da demek oluyor ki her cuma Bill Gates bize borek ismarliyor.
diye dusunmus Giz 2 kisi demis ki
cunku: tespitte hata olmaz
08 Ekim 2008 Çarşamba
Leonard Cohen - Waiting for the miracle (mucizelerin sarkisi)
Baby, i've been waiting,
I've been waiting night and day.
I didn't see the time,
I waited half my life away.
There were lots of invitations
And i know you sent me some,
But i was waiting
For the miracle, for the miracle to come.
I know you really loved me.
But, you see, my hands were tied.
I know it must have hurt you,
It must have hurt your pride
To have to stand beneath my window
With your bugle and your drum,
And me i'm up there waiting
For the miracle, for the miracle to come.
Ah i don't believe you'd like it,
You wouldn't like it here.
There ain't no entertainment
And the judgements are severe.
The maestro says it's mozart
But it sounds like bubble gum
When you're waiting
For the miracle, for the miracle to come.
Waiting for the miracle
There's nothing left to do.
I haven't been this happy
Since the end of world war II
Nothing left to do
When you know that you've been taken.
Nothing left to do
When you're begging for a crumb
Nothing left to do
When you've got to go on waiting
Waiting for the miracle to come.
I dreamed about you, baby.
It was just the other night.
Most of you was naked
Ah but some of you was light.
The sands of time were falling
From your fingers and your thumb,
And you were waiting
For the miracle, for the miracle to come
Ah baby, let's get married,
We've been alone too long.
Let's be alone together.
Let's see if we're that strong.
Yeah let's do something crazy,
Something absolutely wrong
While we're waiting
For the miracle, for the miracle to come.
Nothing left to do ...
When you've fallen on the highway
And you're lying in the rain,
And they ask you how you're doing
Of course you'll say you can't complain --
If you're squeezed for information,
That's when you've got to play it dumb:
You just say you're out there waiting
For the miracle, for the miracle to come
diye dusunmus Giz 11 kisi demis ki
cunku: sarkilardan fal tutmak
Yolun sonu ucurum

Ruyamda virajli bir dag yolunda arabamla ilerlerken yolumu kaybediyordum. Bir kac yol ayrimini gectikten sonra bir tarafta Agva yazan diger tarafini hatirlamadigim bir ayrima girmeden hemen once babami arayip nereden girmem gerektigini soruyordum. Amacim evime gitmekti. Babam cevap verene kadar Agva yazan yola girmistim bile; daha tanidikti zira. Babam yolun sonuna kadar gidip nereye varacagimi gormemi soyledi. Benim icimdense geldigim yolu geri donmek geciyordu. Bombos yolda U donusu yapip yol ayriminin basladigi yere geri gelip diger yola saptim.
"Nereye gidecegini bilmediginde ya geldigin yoldan geri don ya da yolun sonuna kadar gidip nereye varacagini gor."
diye dusunerek uyandim..
Hakkinda en ufak fikrin olmayan diger yola hic girme bile..
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
06 Ekim 2008 Pazartesi
Bir kelime, bir islem
Malesef buraya yazmakla, konusmakla, uzulmekle olmuyor biliyorum. Baside indirgemis, sadece gundemde oldugu icin buraya ekliyor imaji yaratmaktan da korkuyorum ama bunlarin imajla falan ilgisi olmadigini; yuregimin derinlerinde gercekten bir sizi hissettigimi bildigim icin soylemeden edemedim. Aktutun'de yasanan hain saldiriyi kiniyor, vefat eden gencecik askerlerimizin ailelerine sabir diliyorum.
Bitecegine inanmak istiyorum bir gun tum bunlarin, bu ulkeye dair bir seylere inanabilmek istedigim icin belki artik..
Bir de ufak bir hatirlatma;
http://thereisnosuchathingaskurdishrebels.com/
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Sozlendik!
Babam panik icinde, o ana kadar dunyanin en rahat insani ben ufaktan ellerimin terledigini farkettim, annem gulucukler saciyor. Kisa sessizlikler oluyor ara ara, dedem bir seyler konusarak elinden geldigince bozuyor.
Dedem 2 dakika surmesi gerekirken yaklasik 15 dakika suren bol duraklamali konusmasini yapti. Bu konusma sirasinda Emre'nin adini unuttugundan bahsetmek bile istemiyorum! Butun fotograflarda basim onumde duruyorsam sebebi kafami kaldirip kardesimle gozgoze geldigim anda gulmeye basliyor olmamdi. Sonra icinde "Gizemre 08.01.2005" yazan yuzuklerimizi taktik alkislar esliginde. Ve sonra bir yerden sonra "ya butun bu insanlari gercekten opmek gerekiyor muydu acaba, basim dondu" diye dusundugum bir tebrik fasli yasadik.Sonrasi yokus asagi.. Bol bol cay, sohbet muhabbet derken misafirlerimizin yola cikma vakti geldi. Elimden geldigince herkesle ilgilenmeye calisirken sozlumle dogru duzgun oturamadik bile aslinda. Ama bundan sonra butun bir omur bizim, onumuzde sarmas dolas oturup sohbet edecegimiz yillar var kismetse.
O ana kadar buyutulecek bir sey olmadigini, her seyin bir formaliteden ibaret oldugunu soyleyip durdum. Son derece rahat ve heyecansiz bir insandim. Ve fakat 2 gundur surekli yuzugume bakip salak salak gulumsuyorum. Dunyanin en mutlu kadiniyim izniniz olursa; butun simarma haklarimi da sakli tutuyorum.
Sozlendik!
diye dusunmus Giz 3 kisi demis ki
cunku: üç küçük nokta
04 Ekim 2008 Cumartesi
Tuzlu kahve oncesi (Slapcountdown, slapsgiving falan)
Sabah erken kalkilacak. Bilgelerdeki hayattan vazgecilip eve gidilecek. Fotograf makinesinin pilleri sarj edilecek. Anneanne ve dede karsilanacak. Oda kontrol edilecek. Anneye yardimlik bir sey olup olmadigi sorulacak. Anne ayak altinda dolasmami istemezse biraz yuruyus yapilacak. Dusa girilecek. Saat 3te marvel gelecek. 4e kadar vakit gecirilecek, mumkunse yemek yenecek. 4te kuafor randevusuna gidilecek. Eger postis takilabiliyorsa saclar uzatilip yandan krapeli topuz yaptirilacak. Postis olmuyorsa sac modeli konusunda karar verilecek. Sac yaptirilacak. Sac bitince makyaj yaptirilacak. Belki de ikisi senkronize edilecek. 16:20de Bakirkoy deniz otobusu iskelesinde olacak sekilde bir taksi kizlari almaya gonderilecek. 5 civari kizlar da kuafore gelecek. Kizlar= Universitedeki en yakin arkadaslar; Burcu ve Deniz. Tahmini 6 gibi kuaforde isler bitecek. Elbise giyilmis, saclar ve makyaj yapilmis halde kuaforden kostura kostura arabaya binilecek. Eve donup "ayyyyyyyyy masallah cok guzel olmuuuuuuuuussuuunnnn" nidalari dinlenecek (ahahayt!). Anne ile son kontroller yapilacak. Muhtemelen 7 gibi butun akrabalar gelmis olacak. 8 civari ellerinde cicek ve cikolatayla mustakbel sozlumler gelecek. Sozlumler hosgelecek. Sozlum.. eheheeheheheheheh!!!
Heyecanli degilim ama yarin muhtemelen midemde kelebekler ucusuyor olacak. Insalik icin kucuk, bizim icin kocaman bu adim bana, mustakbel sozlume (eheheheh, cok komik yahu), her iki aileye de hayirli ugurlu falan olsun. Tuzlu kahve, tralalala!
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: üç küçük nokta
03 Ekim 2008 Cuma
Benim "yesil" elbisem, guzel "yesil" elbisem
Nasil elbise? Guzel di mi? Guzel olmak zorunda cunku kendisi benim soz elbisem! :)
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
Youtubevarmi.com site sahibine acik mektup
Sayin www.youtubevarmi.com sitesi sahibi (a.k.a b-medura);
Kedim ve ben sitenizi her gun takip ediyoruz. Her sabah ilk isimiz sitenize girmek oluyor. Bu esnada kedim cok miyavliyor, buna bir care bulamiyoruz, galiba icine bisey kacti.
Bunun disinda az once sitenize baktim, youtube var diyor. Sonra youtube acmayi denedim sayin site sahibi; acilmadi! Kedisim bunu gorunce iyice miyavlamaya basladi tabi, simdi susturamiyorum. Icine kacan seyi cıkartmaya calistim, pek cikacak gibi de gozukmuyordu.
Simdi size soruyorum; bu esnada basima bisey gelse, internetlerde mp3ler bitse, hayat bayram olsa; kedicigim aman da aman benim canim cicim bitaneme kim bakacak, ona geceleri hangi mp3leri kimler dinletecek bohuhuhuhuhuuhuhuhuhuh (hickira hickira aglama efekti)???
En kisa zamanda sizden bunun cevabini bekliyor, cevap vermediginiz takdirde yapmis oldugunuz siteye butun okuyucu kitlemi yonlendirecegimi bildirmek istiyorum - ki okuyucu kitlem hakkinda fikir sahibi oldugunuza eminim!
En icten sevgi saygi ve kaygilarimla,
New Orleans'dan Gizenci Koceryanoglu
diye dusunmus Giz 1 kisi demis ki
cunku: bir varmış..
01 Ekim 2008 Çarşamba
Neyim , nerdeyim?
Merak ediyorsunuzdur diye guncelliyorum;
Evde kalmiyorum, arkadasima yerlestim yine, bu yuzden ortalarda yokum.
Bugun butun gunumu alisveriste harcayip sonunda annemin hayran kaldigi sahane bir elbise, ayakkabi, taki falan aldim. Her sey hazir.
Agva kucuk, sakin, sessiz, keyifli bir yer.
Soz oncesi deli gibi nezle oldum, nefes alamiyordum, bugun nispeten daha iyiyim.
Sevgilim de nezle oldu. Cok ilginc!
Acken cok keyifsiz ve suratsiz oluyorum.
Istedigim biseyi elde edemezsem cok keyifsiz ve suratsiz oluyorum.
Beyaz esya almaya baslamak lazim.
Cuma gunu manikur vs islerini halledicem.
Cumartesi gunu de sacimi topuzumsu yaptirayim.
Ankara'dan falan akrabalar geldi, ortalik cok cilgin atiyor.
Cumartesi aksami sozleniyoruz!!!
Opucunka!
diye dusunmus Giz 0 kisi demis ki
cunku: bir varmış.., üç küçük nokta





